“Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. O yitirdiğimizin ne iyi, ne eşsiz bir insan olduğunu, ne büyük iyilikler yaptığını, ancak o son demde anlıyoruz.”
Elveda Gülsarı
zehri yutmadan önce kafamın içinde kuş
reddetmedi rahmini gümbürdeten ikizi
gün doğmadan haddini aşan kurumlu şair
kâğıda vuran her söz ebedi yara izi.
fiyakalı giyinmiş kelimeler ucube
şair birden uyanır şiirler çünkü yarım
binlerce renk işleyip karıştım masallara
muntazam bir kuş çizsem uçurumdan toplarım
Düelloda Islık Çalan
Tütünden sararan alınyazında,
yiten günün gecenin izi kalır.
Işığı kararan yol ayazında,
yere bir kez çökenin dizi kalır.
Suya düşen umudun yorgun argın,
o gün bugündür yağmurlara dargın.
Buzdan yansa tenin, çözülse sargın,
türkü tutar, ruhunda sızı kalır.
Bilinmez üç vaktin ardı neresi
Dönmez aklını başına deresi
İkisi olmayanın bir keresi
dağlanırken elinde cızı kalır
…
-Yere bir kez çökenin dizi kalır
Gümrâh
Ana maden adlarını, geçmişini bilemeyeceğimiz kadar uzun çağlar boyunca Türkçede buluyoruz. Öte yandan, nesnel tarihin bize söylediği, maden işleme konusunda en parlak toplumlardan biri olduğumuz. Ne sandınız, öteden beri fason tekstille uğraşmıyorduk elbette.
Kök Ekin