Balkona çıkıyor Nihal. Sahi niye ağlıyor? Ertan'nın bira içmesine, arabesk müziğe, garsonun "yasak" deyişine, yasak derken sesindeki vurdumduymazlığa, kaba şivesine, doksanlık ninenin babasının çizmelerini çekmeyi düşlemesine, boynundaki Girit toprağına, İhsan Bey'in çocuklarına, o aydınlık yüzlü kadının balkonda unuttuğu fesleğen saksısına, Ertan'ın sağ eline... Hepsine ve hiçbirine... Dokunuşlarındaki o belli belirsiz yabancılığa, satır aralarındaki suskunluklara, çok coşkulu olacağı beklenen bir kavuşmanın adı konamayan donukluğuna... Onlara mı en çok?