Kitabı çok beğendim. Kadının hissettiği duygular o kadar güzel anlatılmış ki.. Arada bu kadar zaman ve mekan farkı olmasına rağmen "Aynı şeyleri ben de hissetmiştim" dedim içimden. Bir adamı kurtarmak için çabalaması, kurtardıktan sonra hissettiği o yoğun coşku ve gurur, sonrasında kurtardığı adam tarafından arzulanmayı istemesi ve adam eskiye döndüğünde hissedilen o hayalkırıklığı garip bir şekilde güzel ve insancıl geldi bana. Ayrıca bazen birini kurtarmaya çalışmanın boşu boşuna kendinden vermek olduğunu düşündürttü. Bazı insanların düzelmesinin çok zor olduğununun ve onlar için kendimizden vermenin hiçbir faydası olmayacağı gibi sadece kendimize zarar vereceğimizi düşündüm. Hatta kitaptaki olaylar bana Bojack Horsemandaki bir konuşmayı hatırlattı: "Boğulma tehlikesinden sonra sudan güçsüz olmamaya karar verdim bu yüzden cankurtaran oldum. Dersin ilk gününde eğitmenim bana başı dertte olan birilerini göreceğim anlar olacağını söyledi. Bir an önce koşup, onları kurtarmaya uğraşacağımı ama kurtaramayacağım insanlar olacağı için kendime engel olmam gerekeceğini söyledi. Çünkü o insanlar çırpınıp mücadele edecek, seni de dibe çekecektir." Sanki bu kitapta olan da kadının kurtaramayacağı birini kurtarmaya çalışıp dibe çekilmesiydi.