Kötülüğü tanıdığımızı sanıyoruz, aslında bildiğimiz şeyler karşımıza çoklukla çıkan, çokça dillendirilen kötülük hikayelerinden ibaret. Özellikle endişe, kaygı ve korku üreten senaryoları zihinden uzaklaştırmayı seçen ve bu konuda zihnin yaratıcılığına ket vuran biriyse kişi kötülüğün ve kötünün kaynağını hep bir nedende arıyor. O kişi kötü çünkü başına küçükken şu gelmiş, hayatı zor olmuş gibi bir sürü bahane buluyoruz kötülük için. Hele iyi insan olmaya ve doğru şeyi yapmaya eğilimli bir insan için “salt kötü” yok ama hafifleştiren sebepler var. Kitap tam olarak buraya parmak basıyor, bazen insan sadece kötüdür ve bunun bir sebebi yokturu çarpıcı bir şekilde insanın yüzünü vuruyor ve bunu alışılagelmişin dışında bir baş karakter seçimiyle yapıyor. Baştan sona gerilimi hissettiren tam ohh dedirtmişken ters köşe yapan bir hikaye.