Elinizle dokunmadiginiz size göre millerce uzaktır. Avucunuzun içinde olmayan bir şey, sizin fikrinize göre yoktur. Düşünmediğiniz şeyleri hep yalan olarak biliyorsunuz.
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti, İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri, "Ayrılık olmasaydı."
Küçük Prens incinmişti, incinip yollara düşmüştü. Suçluydu çünkü kendini cok seven bir gülü sevmişti. Belki de onu nasıl sevmesi gerektiğini bilememişti. Gezdiği her gezegen onda hayal kırıklıkları bıraktı. Ama o da birilerinin kalbine dokundu. Bir tilkinin kalbine... Tilki küçük prensten kendisini evcillestirmesini istedi. Alisirsin bana zamanla dedi. Küçük Prens beni de gülüm evcillestirmisti diye düşündü...
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Nilüfer Yayınları · 2025279,7bin okunma