Ara sıra durup,hayatın ne mucizelerle dolu olduğunu düşünmek gerekir; sevebilmek bir mucizedir ve daha ne çok mucize vardır. Bunu düşünmeye başladığınızda “büyük dert” diye gördüğünüz çok şey aslında “ufak şeyler” olduğunu ve sizin bunları büyük dert olarak nitelendirdiğinizi anlarsınız.
Gittim;
Çaldım kapımı
’Kim o’ dedim içeriden
Kapının önünden ’ benim’ dedim...
Açtım kapıyı
Ben karşıladım bütün kimsesizligimle beni
İçeri girdim
Etrafıma bakındım
Hoş geldin dedi içerideki ben
Buyur etti beni en baş köşeye
Sarıldım, beni karşılayan bana
Gözlerim doldu beni öylece karşımda görünce
Ne çok özlemişim,
Ne çok ihmal etmişim
Sarılmamız epey bir zaman sürdü
Hasret giderdim benle...
Eskiden, arada bir bana giderdim
Zaten yolumun üstü
Ayak üstü bile olsa uğrardım
Bu aralar beni unutmuşum...
Oturduk,
Dertleştik uzun uzun
Benim boyum benim boyumdan biraz uzun
Biraz kısa
Güldük epeyce,
Duvarları boyarcasına kahkahamızla
Sustuk sonra,
Tavana bir yalnızlık çizdik
Sana, göğsüne kurşun saplanmış bir kentin kalbinden sesleniyorum
Selam olsun ey yâr…
…
Bugün 1 Ocak
Buralarda gün hep uzun,
Geceler uzun
Bir yetmiş üç boyunda her bir hüzün
Ve benimle yaşıtlar komşumun acıları
Ayakkabı vitrinlerinde çocuk bakışları hep aynı renk
Hep aynı yarım kalmış yaşamaklar
Yoksul bebeler ölümlere direniyor kundaklarda
Ve benim tek geçim kaynağım senin varlığındır
Sevginle besleniyorum…
Ve ne zaman bıksam kendimden, gülüşün geçiyor mahallemizden
Yüzümü avuçlarıma alıp ölmesem mi diyorum!
Gözleri ağrıyor geceleri ayın
Ve yıldızların başı dönüyor bazen
Kuyulardan iple çekiyorum uykuyu
Dökmek için gözbebeklerime
Ve sürmek için kirpiklerime
Görsen karanlıkla nasıl savaşıyorum
Ne halde yaşıyorum
Görsen!
Ve bazen pes ediyorum yaşamaktan
Sonra, gülüşün geçiyor mahallemizden
En uzak ufka dalıp, ölmesem mi diyorum!
Yorgun bir balığım bazen, sığ bir denizde
Bazen küs bir serçe,