Yine harika bir roman, yine Jean Teulé… Yazar bu kez karşımıza İngiltere ve Fransa arasındaki Yüzyıl Savaşları’nın belki de en ilginç muharebesi olan Agincourt Savaşı ile çıkıyor. Ancak klasik bir savaş anlatımının dışına çıkarak yer yer bir fahişenin yerinde tespitlerine yer yer de komik unsurlara yer vererek yapıyor bunu. Eğer hiç gülerek bir savaş okumadıysanız bu kitabı okurken bu ilginç deneyime hazır olun derim.
Yıl 1415. Harfleur’u alan İngiliz kralı V. Henry, Calais’e doğru ilerlemeye başlıyor. Ancak bu ilerleme sırasında hızlı hareket etmek istiyor ve pek mola vermeden hatta yemek gibi hayati ihtiyaçları bile yürürken gidererek ilerliyorlar. Bu ilerleyişte yedikleri istiridye mantarları ordunun hastalanmasına yol açınca işler zorlaşmaya başlıyor. Ordu korkunç bir dizanteri salgınına yakalanıyor ve birçok asker de bu nedenle hayatını kaybediyor.
İngilizlerin bu durumunu haber alan Fransızlar ise bunu düşmanı ezmek için bir fırsat olarak görüyor ve soylular aracılığıyla gösterişli bir ordu topluyor. Agincourt ormanı civarına konuşlanıp düşmanı karşılamaya karar veriyorlar. Ancak seçilen konumun ne denli yanlış olduğunu bir tek onları eğlendirmesi için gelen fahişe Zambak Çiçeği fark ediyor. Ancak -sırf kadın olması nedeniyle- dediklerine kulak asmıyorlar.
Tüm bu savaş hazırlıkları sürerken ise müthiş bir sağanak yağış sürüyor. Tabii bu yağış da işleri zorlaştıran başka bir unsur oluyor.
Hazırlıklar bittikten sonra iki ordu savaş için karşı karşıya geliyor. Günlerdir süren sağanak yerini güneşe bırakıyor. Fransız ordusunda soylular en öne geçmek için birbirlerini sıkıştırıyorlar, çok uzun ve işlevsiz gördükleri mızrakları kesip kısaltıyorlar. Hepsi en gösterişli zırhlarını kuşanmış ama bu hantal kostümler başlarına bela olacak, haberleri yok. E tabii, İngiliz