Biz üçyüzlüydük. Yüzümüzün biri topluma, biri kendimize,biri de alın yazımıza bakardı. Arzuyla ahlak arasında ikiye değil, üçe bölünmüş bir ruh haliydik. Çünkü tek bir gerçekle yaşamak ağır gelirdi bu coğrafyaya.
Her şeyden üç hakikat çıkarırız: biri görünür, biri saklı, biri de inkar edilen. Ve belki de en büyük acı burada gizlidir: Suçumuzu üç parçaya bölünce hafiflediğimize inanırdık safça... Oysa her bölünüş, ruhumuzu biraz daha ağırlaştırırdı.
Agâh AYDIN