“bütün kâinatta onun gözlerine ziya, onun ellerine değnek, onun bütün ihtiyacatının hizmetkârı, onun yetim ve ebediyen yalnız sakat ruhunun eşi olmaktan başka bir arzum, emelim yok. onun için yaşıyorum.”
“acaba bilecek misiniz, ruhumdaki bu ateş damlasını, bu, o kadar muazzam fakat o kadar beşerî ve günahkâr olan ateş damlasını? şimdi o beni katre katre daima yakarak yiyor, yiyor. ruhumda bir zaman sonra kül bile kalmayacak! işte ikinci defa baba olduğum bu günde, bir matem evinde ikinci defa valide olan biçare sakit neriman’ın karşısında ben, refik cemal, ruhumda yanan mukaddes ve günahkâr ateşin bir mahfazasından başka bir şey değilim.”
“bu ne azaplı, işkenceli bir his oldu server. bende cehennem, bin cehennem yanıyordu. ve hep o cehennemleri besleyen ateşin membası koluma bir yumuşak alacalı yılan gibi düşen bu canlı halattı. nihayet ben kendime hürmet edemeyecek bir sefil, adi, mülevves bir sefil mi olacaktım? fakat bu öyle bir uçurum, öyle ateşnak, çekici bir uçurumdu ki ayağımın altında artık basacak en küçük bir yer bile kalmamıştı. düşecek, yanacak, mahvolacaktım.”