“ilk defa olarak ruhumda bir şey handan’a acıdı. bu anlaşılmaz, yalnız, küçük kadının hayatına kendi hodkâm arzularını koyanlara hiddet ettim. zavallı nâzım bile bu kadından ne istemişti? onu kuru bir sosyalist; bir maksat, bir nazariye için çalışacak bir dimağ, bir makine görmek istemişti. halbuki bu küçük, püryahat kadında sevmek ve sevilmek için, beşerî, zayıf fakat büyük ruh temasları için bir hak vardı. sonra hüsnü paşa belki onun cümle-i asabiyesinde, kalbine girmeden hükmetmek istemiş, onun belki pek kıymettar bir şeyini, kalbini yine sevmek, yaşamak, dolmak için çırpınan kalbini görmeden geçmişti. o zavallı yaşamak isteyen kalp beyhude işleyen bir makine gibi çırpına çırpına, işleye işleye yıpranıp, yorulup belki de kırılacaktı.”