Ayşe Çalık

Ayşe Çalık
@Aabye
Türkçe Öğretmeni
Lisans
67 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
“itiraf ederim, beni o kadar müstesna, o kadar bol bir muhabbet içinde büyütmüşlerdi ki kendimi layuhti biliyordum. beni seven bir adama istediğimi yaptıramayacağımı hiç düşünmezdim. filvaki bazen müşkülatla, bazen de ani olarak her dediğimi herkese yaptırdım. sana bile anut ve kalpsiz sana da, değil mi? ve içimden bir şey diyor ki: bekle, istediğin hüsnü’nün kalbi, değil mi? mutlak onu da kazanacaksın, bütün dünyanın kadınları müsabakaya girişse yine kazanacaksın. fakat başka bir şey, başka bir şeytan, ‘ya senin kalp diye beklediğin şey onda cümle-i asabiyeden başka bir şey değilse?’ diyor. o vakit elim ayağım kesiliyor. farz edelim ki senelerden, elemlerden ve gözyaşlarından sonra mümkün olsun da cümle-i asabiyen üzerinde olan nüfuzum her yeni teması ufak ve adi bir iz haline koyacak kadar kudretlensin. sonra, kalp diye kazandığım şey müteselsil bir ihtiras anlarından ibaret mi kalacak?”
Sayfa 118 - Handan·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“ruhumun bir kabiliyeti, kadınlığı, şefkati, rikkati, affı, hatta fenalıkları, isyanları ve gözyaşları, hatta belki insanların henüz isim koymadığı hisleri, hiçbir şeyi var mıdır ki seni muhafaza etmek için bezletmiş olmayayım? sonra vücudum da. vücudum da o kadar senindi ki. şimdi senin arkandan bakarken bütün bu müthiş, nihayetsiz bir yekûn gibi birikmiş benliğimin seninle beraber gittiğini görüyorum. bir daha kabil midir ki ruhum o fedakârlığı, o tahassüs kabiliyetini, o hazineleri bezletsin? vücudum mümkün müdür ki kendisini son zerresine kadar öyle versin?”
Sayfa 118 - Handan·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
“insan gerçi bir şeytan kadar kibirli fakat şeytandan büyük Allah olduğu gibi kibirden de büyük elem var. ezelî çehresiyle elem, bütün insanları aynı kuşakla birbirine rapteden, en serkeş ve barit kalplere birdenbire huşu ve yaş getiren elem! işte ben, münkir ve müteazzım ben, handan, bu elemle pençe pençeye senelerden beri dövüşüyor, çehresini görmemek, kudretine eğilip mağlup olmamak istiyordum. fakat bu akşam, hüsnü, onu bütün çehresiyle gördüm ve kibir ve azametim, onun önünde secde etti.”
Sayfa 117 - Handan·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
“ilk defa olarak ruhumda bir şey handan’a acıdı. bu anlaşılmaz, yalnız, küçük kadının hayatına kendi hodkâm arzularını koyanlara hiddet ettim. zavallı nâzım bile bu kadından ne istemişti? onu kuru bir sosyalist; bir maksat, bir nazariye için çalışacak bir dimağ, bir makine görmek istemişti. halbuki bu küçük, püryahat kadında sevmek ve sevilmek için, beşerî, zayıf fakat büyük ruh temasları için bir hak vardı. sonra hüsnü paşa belki onun cümle-i asabiyesinde, kalbine girmeden hükmetmek istemiş, onun belki pek kıymettar bir şeyini, kalbini yine sevmek, yaşamak, dolmak için çırpınan kalbini görmeden geçmişti. o zavallı yaşamak isteyen kalp beyhude işleyen bir makine gibi çırpına çırpına, işleye işleye yıpranıp, yorulup belki de kırılacaktı.”
Sayfa 103 - Refik Cemal·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı
“kalbin bir kuyu; ben, her saniyemi sana hasretsem ve herkes, etrafındakiler bastığın yerde başlarını koyup geberseler yetişmez anladın mı, kadın? yetişmez. sana aşk, muhabbet, dostluk, ne verilse altından sızan bir kuyu gibi kalbinden akar gider.”
Sayfa 101 - Hüsnü Paşa·Kitabı okudu
Türk Edebiyatı