“yağmur altındaki bu kitap ne bluma’yı şaşırtabildi ne de bir fayda sağladı ona; fazlasıyla geç gelmişti zira fakat bir adam zalimce, huzursuzca ve katiyetle gölge hattının ötesine geçti.”
“her şey, çığlık çığlığa şaşırtılmak istediğini haykıran bir kadının naif fakat giderilemez bir ihtiyacı yüzünden miydi yoksa? ve bu istek bitmesi gereken, hatta çok daha öncesinde biten bir şeyin sonu muydu? böylece tek yapabileceği balyozu eline alıp, sanki bu şekilde hapsolduğu hapishaneden kurtulacakmışçasına, kendi eserini bir kez daha yıkmaktı belki de sadece.
“bluma ona yazıp monterrey’de hediye ettiği bu kitabı istemişti. conrad tezini bitirmesi için bu kitabın elzem olduğunu söylüyordu. bunun doğru olmadığına eminim… belki de sadece monterrey’deki bir otelde bir gece, tekilasını ve soluğunu paylaştığı, uzak diyarlardaki bir adamın yalnızca kendisini memnuniyetle hatırlayıp hatırlamadığını değil, aynı zamanda onun için bir şey yapma kapasitesine sahip olup olmadığını öğrenmeye duyduğu meraktı sebep.”
“bir hafta içinde duvarcı, carlos brauer’in eserini kireçle kaplayıp şekil vererek sayfa sayfa, cilt cilt, baskı baskı ördü evin duvarlarını rocha’nın kumları üzerine. başka bir eserin içinde yok olan bir eserdi bu. sadece hapsolan değil, çimento ile yok edilen…”