“çalışmanın yasal olarak dayatılması pek eziyetlidir, fazlaca şiddet uygulamayı gerektirir ve çok gürültü çıkarır. oysa açlık sadece sessiz, sakin ve sürekli bir baskı uygulamakla kalmaz, çalışmanın ve sanayinin en doğal saiki olarak en yüksek çabanın da ortaya konulmasını sağlar.”
“ah, burjuvazinin devrimci ilkelerinin sefil hezimeti! ah, onun İlerleme tanrısının o kasvetli armağanı! insancıl kişilikler, kendileri aylaklık ederek zenginleşsin diye yoksullara iş verenlere hayırsever insanlar diye alkış tutuyorlar. kırsal bir topluluğun ortalık yerine bir fabrika dikmektense veba yaysınlar, kaynakları zehirlesinler, daha iyi. fabrika tarzı çalışmayı hayata geçirdiğiniz yerde neşeye, sağlığa, özgürlüğe elveda diyebilirsiniz; elveda yaşamı güzelleştiren ve yaşamaya değer kılan her şeye.”
“nerede o eski masallarımızda, destanlarımızda geçen, gözünü budaktan sakınmaz, özü sözü bir, ehli işret anacıklar? nerede o dur durak bilmeksizin didinen, pişiren, şarkılar söyleyen, daima can veren ve neşe saçan, ağrısız sancısız sağlıklı, gürbüz bebeler doğuran o cevval kadınlar? bugün ancak fabrikada kızlarımız ve kadınlarımız var bizim; solgun renkli, cılız çiçekler, kansız cansız, mideleri bozuk, elinde kolunda derman kalmamış… doya doya zevke varmamışlar hiç ve nasıl fındık kırdıklarını anlatmanın keyfine varamayacaklar!”