Halim İLHAN

Halim İLHAN
@Abdulhalim
Henüz öğreniyorum
Hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. Belki bütün ömrünce her an birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. "Biz mi gidiyoruz, onlar mı?", sual buydu...
Sayfa 70 - dergah·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne kadar mustarip olursanız olun, güneş bu ıstırabın arasında er geç bir çatlak buluyor, oradan altın bir ejder gibi kayıyor. Sizi iç mahzeninizden çıkarıyor, bir yığın imkanı bir masal gibi anlatıyor. Sanki, "Bana inan, ben her mucizenin kaynağıyım, herşey elimden gelir; toprağı altın yaparım. Ölüleri saçlarından tutup silker, uykularından uyandırırım. Düşünceleri bal gibi eritir, kendi cevherime benzetirim. Ben hayatın efendisiyim. Bulunduğum yerde yeis ve hüzün olamaz. Ben, şarabın neşesi ve balın tadıyım", diyordu. Ve bu nasihati dinleyen hayat, her üzüntünün üstünde cıvıl cıvıl ötüyordu.
Sayfa 36 - dergah·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat

Halim İLHAN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·312 syf.·
2022 20. kitabı
Furuğ Ferruhzad
8.4/10 · 2.865 okunma
Hastalığımız çare kabul etmeyişimizmiş
Sabire Hanım birincisinde nane içmesini tavsiye etmiş, ikincisinde daha karışık bir ilaç söylemiş; fakat üçüncüsünde gene hastalıktan şikayet işitince -Söylediğim ilaçları içtin mi? diye sormuş; adamcağızın "hayır" cevabı üzerine -O halde bir daha bana hastalıktan bahsetme, anladın mı?
Sayfa 2 - dergah·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat