"Yaşamı alışılagelen yerde (evlilik, iş vb.) arayan ve bir moda kataloğunu okurken, birdenbire kendi yaşamına (moda kataloglarındaki gibi düşünülen yaşam) ne kadar yabancı olduğunu fark eden bir adam."
İşte bu cümle 1937 yılında Albert Camus'a Yabancı kitabının ilk adımlarıyla gelişidir. Burada inceleme yapamayacağım. Sadece bu kitabın doğuş fikrini sizle paylaşmak istedim. Psikolojinizi sağlam bir kazığa bağlayıp okumaya başlayabilirsiniz:)
"‘Şanslı’ doğmuş bir adam için mutlu olmak, vazgeçme isteğiyle değil de, tersine, mutluluk isteğiyle, herkesin ortak yazgısını değerlendirmektir. Mutlu olmak için zaman gerekir, bol zaman. Mutluluk da uzun bir sabırdır. Ve zaman, bizden zamanı çalan para gereksinimi demektir. Zaman satın alınır. Her şey satın alınır. Zengin olmak, hak edildiğinde mutlu olmak için zamana sahip olmaktır."
Yani bizzat ölümün bile mutlu olacağı ölçüde mutlu nasıl yaşanır? İyi yaşama ve iyi ölmenin birinci kesimi, para, zaman ve duygusal egemenlik olmadığı için, tersidir; İkincisiyse, parasal bağımsızlık, zamanı istediğin gibi düzenleme ve kalbin dinginliği sayesinde yüzü’ dür.
"Fakat ben ağız açtıkça niçin gülüyor? Ben çocuk değilim ki... Ama, gülüşün o kadar güzel ki; kızacağım yerde hoşlanıyorum." Ve Nuran'ın sessiz gülüşünün kendisine uzaktan gösterdiği altın meyveye doğru içinden bir şey kayıyordu. Garip bir gülüştü bu. Mümtaz farkında olmadan ona cevap veriyor, kendi içinde bu gülüşün bir ağaç gibi büyüdüğünü, çiçek açtığını duyuyordu.