Mitsiz insan ve mitsiz kültür yoktur. Erken dönemlerin mitleri, gerçeklikle birebir örtüştüğü varsayılan, onlarsız insanın ve topluluğun ne ve kim olduğunu, ne yapacağını bilemediği 'mutlak' öykülerdir; somut anlamlar içerirler: Öte, beriye eşitlenir. Zamana tabi fâni dünyanın bilinmezlikten gelen korku ve kaygılarını, varoluşu ezeli ve ebedi olana dayandırarak yumuşatmak/çözmek, ancak mitlerin sabit ve mutlak referanslar olarak kabulüyle mümkündür.