“…en yüksek değere sahip şeyler, daima farklı bir kökenden, kendi kendilerinin kökeninden geliyor olmalılar. Bu gelip geçici, baştan çıkarıcı, aldatıcı, değersiz dünyadan, hezeyan ve açgözlülüğün bu keşmekeşinden kaynaklanıyor olamazlar. Daha ziyade, varoluşun, ana rahminde, gelip geçicilikten uzak, gizlenmiş Tanrı’da, -kendinde- şey’de. Onların kaynakları orada olmalı, başka hiçbir yerde değil!”
“Şiddeti görmezden gelmekle onu destekliyoruz. Gerçek acı karşısında duyulan korku ve kayıtsızlık, acıyı giderek daha az algılamamıza yol açıyor. Algılayacak olsak bir şey yapmamız gerekir, ama sorumluluk üstlenmek korku vericidir ve biz de kayıtsız kalmayı tercih ederiz.”
“Gerçek empati, suçlunun kendini haklı çıkarmasını desteklemek değildir; gerçek empati daha çok, gerçek anlamda insan oluşun yolunun kişinin kendi geçmiş acısıyla yüzleşmesinden geçtiğini kavramasıdır.”
“Elbette suçlular da aynı zamanda kurban durumundadırlar ancak onların kurban durumunda olanlardan farkı, kendi kurban durumunda oluşlarından en fazla nefret edenlerin yine kendileri olmaları ve kendi varoluşlarını ayakta tutabilmek için başkalarını kurban durumuna sokma zorunluluğu duymalarıdır.”