Eskinin gerçek insanları yaşamı sevmenin ya da ölümden nefret etmenin ne olduğunu bilmezdi. Onlar doğuma sevinmez, ölümü geciktirmeye çalışmazdı. Gelmeyi umursamazlar, gitmeye de aldırmazlardı. Hepsi buydu. Kendilerinin nereden kaynaklandığını unutmazlardı, oraya dönüşlerini araştırmaya da çalışmazlardı. Yaşamı tatlılıkla kabul etmişlerdi; yeniden yapılanmalarını (sonu) çıdamla beklerlerdi. Buna yüreğin Taodan sapmasına izin vermemek, doğal olana insan araçları katmamak derler.
Bir gün sonra yine yıkanmak gerekeceğine göre bugün yıkanmak düpedüz aptallıktı.
Bunu düşünmek bile yoruyordu beni.
Her şeyi birden, ilk ve son kez yapıp kurtulmak istiyordum.