Karınca amacına ulaşmak için tereddütsüz bir şekilde hızlı adımlarla ilerliyordu. O yuvasına götüreceği en ufak bir kırıntıyı bile büyük bir ganimet bulmuşcasına tek solukta sırtlanırdı.
Karıncayı bu denli güçlü ve sebatkar yapan güç neydi acaba.
Güç müydü yoksa aciziyet miydi ???
Sigarasından son bir nefes daha çekip bıkkın bir şekilde mesaisine dönerken, gelecek sezonun verimli olup olmayacağına dair endişelerini bastırmaya çalışıyordu bu sıradan çitfçi.
Bunları düşünmek onu daraltıyordu ama o da yuvasına aş götürmek zorundaydı. Birden irkildi ve dönüp karıncaların yanına koştu;
Anlıyorum şimdi alıyorum, gücünüz acziyetinizde gizli !! Benim acziyetim de gücümde...
Kendime Notlar
Alien
hangi ruh duydu seni benim kadar derinden?
hangi gönülde yandın böyle bir yangınla sen?
ya benim gözlerimdir seni bambaşka gören
ya hepsinin gözleri sana görmeden baktı
Bir kadın bir erkekte ne arar diye sormuştu genç oğlan adama merakla bakarak. Adam sadece iç çekip gökyüzüne bakabildi uzun uzadıya. Çok zor bir soruymuşcasına gözbebeklerini küçültüp kaşlarını çatarak genç çocuğa döndü;
- Hükmedilmek evlat hükmedilmek, şu dünyanın aya hükmettiği gibi hem de...
Kendime Notlar
Alien
Kelimelerin kaynağında neler var bunu düşünüyorum. Aslında hiç olmayan bu yapılar, insan zihninin derinliklerinden kopup geldiler.
Yaşanmışlıklar tecrübelere, tecrübeler benliğe, benlikler bir varlık kazanma yarışına girdiler.
Bir insanın ayna karşısında ortaya çıkan görüntüsüyle, kaleminden dökülen kelimelerin arasındaki ilişkiyi anlayabildiğimiz müddetçe, varlığımızın ayna karşısındaki bir siluetten ebediyete yol aldığını söyleyebiliriz.