Duygusal derinliği olan ama karamsarlığa saplanmayan; hüzünle mizahı dengeli bir şekilde buluşturan bir kitap. Özellikle insan hikâyelerini seven, iç dünyaya dönük anlatılardan hoşlanan okurlar için tavsiye ederim.
Bir keresinde eve bir böcek girdi, hamamböceği gibi bir hayvan. Annem tutturdu " Bu baban " diye. Düşünsene salonda bir böcek yürüyor ve annen ona bakıp " Baban geldi " diye ağlıyor. Perşembe geceleri babamın ruhunun geldiğine inanıyor. Her akşam sıkı sıkıya kapattığı perdeleri perşembe akşamları çekmiyordu. Perdeler açık kalsın da, babam bizi görsün..
Bu kitap, “bilmeyenler değil, bilip de susanlar” üzerine. Sessizliğin ne kadar öğretildiğini ve ne kadar zarar verdiğini fark etmek isteyen herkes için..
Kitap; aile, mahalle, okul ve toplum üçgeninde büyüyen bireyin, “ayıp”, “elâlem ne der”, “böyle gelmiş böyle gider” gibi kalıplar arasında nasıl şekillendiğini sade ama etkili bir dille anlatıyor. Gülümseten cümlelerin hemen ardından insanın boğazında bir düğüm bırakan gerçeklerle karşılaşıyorsunuz.
Söylenmeyenlerin, bastırılan duyguların ve susarak aktarılan yanlışların nesilden nesile nasıl devredildiğini fark ettiriyor. Bu yönüyle kitap, bizi pasif bir okur olmaktan çıkarıp kendimizle yüzleştiriyor.
Söyleme Bilmesinler, yüksek sesle bağırmadan ama derin izler bırakarak ilerleyen bir kitap.