Nerden ele almaya başlasam bilemiyorum; o kadar çok yönü olan bir kitap ki… Osmanlı’nın son dönemleri, savaştan çıkmış ve yeni kurulan bir Türkiye, Atatürk, Abdülhamit, hatta Hitler’e kadar uzanan anılar… Olaylar İstanbul’dan Berlin’e, Paris’ten Bağdat’a, hatta Amerika’ya kadar pek çok farklı bağlamda geçiyor.
Kitap, Fahrünisa karakteri merkezinde, Şakir Paşa ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Şirin Devrim’in kaleme aldığı bu eser; yazarın kendi yaşadıklarına ve annesinin günlüklerine dayanan, yarı biyografik–yarı otobiyografik bir anlatı sunuyor.
İşin içinde yalnızca tarih yok; magazin diyebileceğimiz çarpıcı olaylar da var. Örneğin oğul Cevat’ın babası Şakir Paşa’yı vurması… Ve bu Cevat’ın, bizim Halikarnas Balıkçısı olarak bildiğimiz isim olması.
Aile içindeki akrabalık bağları öyle yerlere dokunuyor ki, Sunay Akın’ın hikâyelerinin sonunda kurduğu o şaşırtıcı bağlantıları anımsatıyor insana. Dedim ya, nerden anlatsam bilemedim. Osmanlı dönemi aydınları, kadının toplumdaki yeri, annelik kavramı… İçinde yok yok.
Yer yer bağlanma problemleri yaşayan karakterler, otoriter ebeveyn tutumları gibi psikolojik unsurlar da sezdiriliyor.
Alın, okuyun… Üstüne de “Tarih Obası” kanalından kitabın tarihsel önemini kaynakçalı anlatımlarla taçlandırın derim. İyi okumalar :)
Mustafa Kemal Türk ulusuna radikal reformlar getirmeye devam ediyordu. Tarihte hiçbir topluluk bu kadar kısa süre içinde bu kadar yeniliğe kucak açmamıştır.
Yazar, çocukluk çağında ihmal ve istismara maruz kalmış çocuklarla çalışan bir psikoterapist. Klinik deneyimleri ile bilimsel çalışmaların bir araya getirildiği bu kitapta, annenin duygusal ve fiziksel yokluğunun çocukta bıraktığı eksiklikler ve açtığı yaralar ele alınıyor.
Ancak anlatım neredeyse tamamen anne figürü üzerinden kurulmuş. Sorumluluk yalnızca annenin göreviymiş gibi aktarılırken ebeveynlik tek boyuta indirgeniyor. “…… istiyorum” diyen bir ergene “umurumda değil” diyen anne örneği gibi, bana göre genellenebilirliği zayıf ve uç sayılabilecek örneklerle birey üzerindeki etkiler açıklanmaya çalışılıyor. Bazı bölümlerde anne figürü insani karmaşıklığından koparılıp mekanik bir role indirgenmiş hissi veriyor.
Başlık başlık ilerleyen yapı ve benzer örneklerin tekrarı da okuma deneyimini zorlaştırıyor. Elbette anlatılanların özü doğru: psikolojik ya da fiziksel olarak orada olmayan bir ebeveyn çocuğuna zarar verir. Ancak bu sorumluluğun yalnızca anneyle sınırlandırılması beni rahatsız etti.
Kısacası, pek beğenmediğim ve bir an önce bitmesini istediğim bir okuma oldu.