Büyüdükçe kendi düzenleyici ritim ve faaliyetlerimizi buluruz. Kimileri için yürüyüştür bu. Kimileri içinse örgü örmek veya bisiklete binmek. Herkesin kendini huzursuz , gergin , hüsrana uğramış hissettiğinde yöneldiği bir seçenek vardır. Bunların hepsinin ortak noktası ritimdir. Ritim düzenleyicidir.
Boyun eğmek üzere yetiştirildiğinizde her tür yüzleşme sizi rahatsız ediyor çünki hayır deme gibi bir hakkınız olduğunu kimse size söylememiş, hatta tam tersi “hayır diyemeyeceğiniz” öğretilmiş size. Kendi sınırlarınızı koymayı hak edecek kadar değerli olduğunuz hissi çalınmış sizden. Hal böyle olunca pek çok insan hayır duygularını derinlere gömüp herkesi mutlu etmeye çalışıyor.
Yakınlığa gölge düşmesin diye “hayır”diyemiyor çoğu insan
İstismara uğrayan bir çocuğun beyni , istismarcının veya istismar anının bazı özellikleriyle (saç rengi , ses tonu , ortamda çalan müzik) korku arasında bağ kurar. Karmaşık ve kafa karıştırıcı çağrışımlar davranışları yıllarca etkileyebilir, yaşamın ileriki yıllarında, örneğin , siparişinizi getiren kahverengi saçlı garson size doğru eğildiğinde panik atak geçirebilirsiniz.
Fakat ortamda nizami şekilde oluşturulmuş bilişsel bir anı olmadığından bu panik çoğu zaman başka hiç bir şeyle bağdaştırılamayan tesadüfü bir olay zannedilir.
Küçük yaşta yaşanan travma ömürlük bir inanç ve davranış kümesine vesile olabilir.
En ağır örneklerinden biri küçük yaşta yaşanan istismarın her tür yakınlığa gölge düşürmesidir; üstelik bu kişi istismara dair hiç bir şey hatırlamazken dahi mümkündür.
Küçük çocuklarda korteks henüz tam olarak gelişmemiştir, yani kim nerede ne zaman ne yapmış gibi doğrusal öyküsel bellek dediğimiz şeyi üretebilecek sinir ağları gelişmemiştir. Ama yine de beynin alt bölümlerinde çağrışımlar veya anılar üretilir.