Fiziksel sağlık da gelişim sürecinde yaşanan travmalarla bağlantılı bir diğer potansiyel sorun alanı. Daha önce konuştuğumuz gibi, gelişim sürecinde yaşanan sorunlar türlü türlü sağlık sorununun ortaya çıkma riskini arttırıyor; mesela kalp hastalıkları, astım, mide bağırsak sorunları, otoimmün hastalıklar. Aradaki bu bağlantıyı anladığımızda, fiziksel sağlık sorunlarına tanı koyma ve bunları tedavi etme biçimimiz de değişebilir.
Çoğu örnekte olduğu gibi insanlar bağ kurmayı sahiden istiyor. Hatta ilişki başlatmada başarılı bile olabiliyorlar ama sürdürme konusunda çok beceriksizler. Eh tabii sonuçta hepimizi özümüzde sosyal canlılar olduğumuzdan, böyle bir sorun yaşamak insanı, hem fiziksel hem psikolojik olarak mahvediyor. Tecrit, kopukluk, yalnızlık duygularına yol açıyor, dahası bir sürü başka soruna da aracılık ediyor, ki bunlardan biri de sağlık sorunları riskini arttırıyor.
Gelişimsel travma ilişki kurma ve sürdürme becerimize hasar verebilir. Bize bakım verenlerle kurduğumuz ilişkide bir travma veya ihmal yaşandığında başkalarının durumunu doğru yorumlamamızı ve onlara gereken şekilde tepki vermemizi sağlayan sinir ağlarında değişim yaşanma riski artar. Bu bağlanma becerileri hasara uğramışsa arkadaşlıklarımızda, okulumuzda, işimizde, yakın ilişkilerimizde ve ailemizde sorunlar yaşarız.
İnsan türü kendisinden önceki kuşakların biriktirip damıttığı deneyimleri alıp bu icatları, inançları, becerileri bir sonraki kuşağa aktarma konusunda diğer türlerden çok daha maharetlidir. Büyüklerimizden bir şeyler öğreniriz, bir şeyler icat ederiz, öğrenip icat ettiklerimizi sonraki kuşağa aktarırız. Bunu mümkün kılan organ, insan beyni ve özellikle de kortekstir. Daha önce söylediğimiz gibi korteks bedenimizin en insani parçasıdır ve beklenebileceği üzere en insani yeteneklerimiz de onun sayesinde mümkün hale gelir: konuşma, dil, soyut düşünme, geçmişi gözden geçirme, geleceği planlama. Umutlarımıza, hayallerimize, dünya görüşümüzün büyük kısmına korteks aracılık eder
Ait olmak ve sevilmek insan deneyiminin göbeğinde yer alır. Bizler sosyal canlılarız; iletişim kurmak, bizi başkalarına bağlayan duygusal, sosyal, fiziksel ağlara dahil olmak zorundayız. İnsan bedeninin temel yapısına ve işleyişine baktığımızda ki beyin de buna dahil çoğu şeyin bizlerin sosyal etkileşimler kurabilmesi, bunları sürdürüp yönetebilmesi maksadı taşıdığını görürüz. Bizler ilişkisel canlılarız.
Çocukken “sana ne olduğu” sevme ve sevilme kapasitesini derinden etkiler.