Sosyal bağlar psikolojik dayanıklılığı güçlendiriyor, psikolojik dayanıklılık da travma sonrası bilgeliğin önünü açıyor . Sonra o bilgelik umuda dönüşüyor , hem kendinize dair umut , hem de ait olduğunuz topluluğa dair bir umut.
Travma yada yas sonrası süreçte olan kişinin ailesi, arkadaşları, iş arkadaşları ondan yavaş yavaş uzaklaşmaya başladığında görüyoruz bunu. Uzaklaşıyorlar çünkü travmatik acının çekim gücü onları ürkütüyor. Bu kişinin halini hatrını soranların sayısı azalıyor, sohbetler giderek yüzeyselleşiyor, etkileşimler azalıyor; diğer insanlar hayatlarına devam ederken, yastaki veya travmatize olmuş kişi kendini giderek daha da yalnız ve soyutlanmış hissediyor. Duygusal olarak dibe vurma hali ancak travmatik olaydan birkaç hafta sonra yaşanıyor. Bu ilk haftalarda aile, arkadaşlar ve genel olarak toplum çoğunlukla harekete geçip size duygusal destek veriyorlar. Kendi deponuzda birikmiş fiziksel ve zihinsel güçten de faydalanıyorsunuz, bu da genelde dissosiyasyon ile oluyor. Elbette herkesin deneyimi farklı olmakla beraber, yaklaşık altı ay sonra dibe vurmaya başlıyorsunuz. Dipte sürüklendiğinizde, yıldönümü gibi hatırlatıcı durumlarda veya iyileşme imkanıyla karşılaştığınızda ya daha da çöküyor ya da biraz olsun yükseliyorsunuz. Bazıları hep yukarı doğru seyrederken bazıları boğuluyor. Ama hiç biri bir daha eskisi gibi olmuyor.
Başka insanların “dayanıklılığı’na” olan inancımız, kuşandığımız duygusal zırhtan ibaret. Başkalarının yaşadığı travma karşısında duyduğumuz rahatsızlıktan, kafa karışıklığından, çaresizlikten koruyoruz kendimizi. Bir anlamda, başımızı çevirip görmezlikten geliyoruz; böylelikle dünya görüşümüze zeval gelmiyor, hayatımızı minimum sekteyle sürdürebiliyoruz.
Bunu yapmaktaki niyetim neydi? Bu soruya kendi içimde yanıt verdikten sonra bu niyet doğrultusunda kararlar alıyorum; böylelikle başkasının ne istediği veya yapacağım şeyin birilerini memnun etmeyeceği bir kriter olmaktan çıkıyor. Bugüne dek kaç zorba çıktı karşıma ama niyetin gücü sayesinde kendime sınırlar çizip bana doğru geleni yapmayı başardım. Verdiğim her kararda ister küçük ister büyük olsun hayır demeyi öğrenmek bana şifa oldu. Niyet hayatımı kurtardı
Dissosiyasyon halindeyken zaman algımız ortadan kalkar. Birkaç saniyelik bir olay size birkaç dakika sürmüş gibi gelebilir. Veya dakikalar geçmek bilmeyebilir, sanki zamansız bir anda sıkışıp kalmış gibi hissedebilirsiniz.
Yas deneyimine aşina olanlarımız burada tarif ettiğim durumu daha iyi anlayacaktır çünkü yasta da insan bazen kendini anesteziyle uyuşturulmuş gibi
hissedebilir. Bu dönemlerde günlük hayatımızı otomatik pilotta sürdürür gibi hissederiz.