Adem şahin

Adem şahin
@Ademthereader
Ege üniversitesi Alman dili ve edebiyatı Pamukkale üniversitesi İngilizce öğretmenliği Akdeniz üniversitesi Rus dili ve edebiyatı
Peki ya ezilenler ve dışlananlar?
Sistemin ezdiği ve dışladığı bireyler, yeterli paraları olmasa da, hafta sonlarında büyük alışveriş merkezlerini gezmeyi alışkanlık haline getirirler. Vitrinlerde sunulan, elleriyle tutabilecekleri kadar yakın ve bir o kadar da uzak olan bu hayaller aleminde dolaşarak, bir gün bütün bunlara sahip olmanın düşüyle ya hırsları bilenir ya da tatlı bir uyuşukluğa kapılarak “eğlenirler”. Orta sınıf kredi kartlarıyla 30 taksitle ucundan tadabildiği tüketim cennetinin meyvelerine, gitgide daha bağımlı hale gelir. İşte hayalleri medya tarafından biçimlendirilmiş, karnı tok olsa bile ruhu aç ve gözü doymamış bu insanların en duymak istediği şey ne olabilir? “ Mutluluğun anahtarı tümüyle sizin elinizde, yeterki isteyin ve pozitif düşünün.”
Sayfa 40·Kitabı okudu
Reklam
Tüketim toplumunda mutluluk anlayışı,
“Mutluluk” reklamların başat unsuru olarak odağa yerleşir. Bütün sınıflı toplumlarda sistemin yeniden üretilmesinde önemli bir rol oynayan aile de özü korunarak yeniden kutsanır. Reklamlardaki “mutlu kadın” simgesi “x” marka deodorantı “y”marka şampuanı, “z” marka aletle sahip olduğu kusursuz bacakları, “light” ürünler sayesinde elde ettiği ince vücudu ve bunu teşhir eden markalı giysileriyle “doğru erkeği” önce baştan çıkarır ve sonra da filan deterjan sayesinde bembeyaz yaptığı çamaşırlarıyla, falan yağları kullandığı, güzel yemekleriyle iyi bir eş ve anne olarak mutluluğa kavuşur. “Kariyer de yapar , çocuk da” her şeye birden sahip olabilir. “Güzelliği” sayesinde mutlu olmayı hak eder. Öte yandan, erkeğin mutluluğunun anahtarı, iş dünyasında kıyasıya rekabetle gücünü ispat etmesi sonucunda elde edilen “başarıdır”. Zengin/mutlu erkek bir yandan son model arabasıyla seyahat edip özgürlüğünü yaşarken, övünebileceği güzellikte bir kadını da eş olarak sahiplenmiştir.
Sayfa 39·Kitabı okudu
İnsanlaşma ve kendini gerçekleştirme sürecine dair
Aristoteles e göre içimizdeki tohumu sulayarak yeşertmeye, Kant a göre ise akıl ve arzular arasındaki bitip tükenmez içsel mücadeleyi sürdürme kararlılığına( yani hiç ulaşamayacağımızı bilsek de hep peşinden koşmaya) benzetilebilir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Özgürlüğü mümkün kılmak
Aklını kullanarak arzularını denetleyebilen ve temel hedefi iyiye ulaşmak olan birisi, gerekirse mutsuz olma pahasına doğru olanı yapabilir. Bu nedenle akıl sahibi olmak, yani dışsal otoritelere ve içsel arzulara boyun eğmeden kendi aklımızı kullanabilmek, özgürlüğü mümkün kılar.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Eylemlerimizin amacına üzerine
Eylemlerimizin tek amacı mutluluk olduğu zaman, akıl arzuların kölesi durumuna düşer. Nasıl bir mıknatıs, çevresindeki demir parçalarından en büyüğüne doğru çekilirse, biz de en fazla haz vereceğini düşündüğümüz nesneye doğru çekiliriz. Eğer sadece mutluluk peşinde koşan doğal bir varlık olsaydık, tüm davranışlarımız, arzularımız tarafından belirlenmiş olurdu.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Reklam