Adem şahin

Adem şahin
@Ademthereader
Ege üniversitesi Alman dili ve edebiyatı Pamukkale üniversitesi İngilizce öğretmenliği Akdeniz üniversitesi Rus dili ve edebiyatı
Boş yere sorumlu aramak
Büroların labirentleri arasında kaybolan kurbanlar, kişisizleşmiş ve baskıcı bir toplumun gizemli yapısında boş yere bir sorumlu ararlar. ‘Bu işçiler nasılda ezikler! Bizden ricacı oluyorlar’ diye anlatmaktadır Max Brod’a. ‘Binaya saldırıp her şeyi yerle bir etmek yerine bizden ricacı oluyorlar’. İsyan yerine rica, öfke yerine yazgısını kabullenmişlik, düzenle savaşmak yerine ona boyum eğmek, insanların kolayca güdülen bir koyun sürüsüne dönüşmesi, üstelik çobanın kavalından çıkan güzel nağmelerle değil de, aba altından gösterilen sopayla ya da yetkisini nereden aldığı belirsiz bir yetkilinin bu konuda son sözü söyleyen açıklamalarıyla.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Reklam
Üçüncü yol bildiğini okumak …
Çok istediğimiz şeyler için sorumluluk almaktan kaçınıp karşımıza çıkan zorlukları dış engeller olarak algılıyor olamaz mıyız ? Belki de özgürlüğümüzün önündeki en büyük engel, içsel korkularımız ve otoritelere itaatkarlığımızdır. Ama otoriteyi yaratan ve yeniden üreten de bizim onu otorite olarak kabul edip, itaat etmemiz değil mi?
Sayfa 21·Kitabı okudu
Sistemin çelişkilerine dair…
Belki de çağımızda sorun, çocukluğun yitirilmesi değil de, tüketim toplumu yoluyla şehirlerde yaşayan orta-üst sınıf insanların büyümesinin engellenip, istediğini elde edemeyince yaygarayı koparan ve her yola başvuran şımarık çocuklar olarak yaşamaya mahkum edilmesi. Öte yanda, yoksulluk nedeniyle küçük yaşta berbat koşullarda çalışmak zorunda kalan ve kocaman gözleriyle görmüş geçirmiş, yetişkinler gibi bakan çocuklar. Sürekli sıkılan ve yeni oyuncaklar talep eden “obur büyükler” ile hiç oyuncağı olmayan, zamanından önce büyümüş “aç çocukların” aynı dünyada bambaşka hayatlar yaşaması sistemin çelişkilerine dair trajik bir kare.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Kitap yazmak üzerine
Peki insanın sadece kendisi için bir şeyler yazıp çekmeceye atmak yerine kitap yayınlaması, yani hiç tanımadığı okurlar için bir şey yazması tuhaf değil mi? Kitap yazmak bir şişenin içine kimin okuyacağı belirsiz bir mesaj yazıp okyanusa atmak gibi geliyordu bana. Kitabımı okuyanlar sonra bir rafa kaldıracak, ne düşündüklerini çok merak etsem de hiç öğrenemeyeceğimi sanırdım. Sonuçta ben de severek okuduğum yazarlara zahmet edip birkaç satır yazmamıştım hiç.
Sayfa 14·Kitabı okudu