Seda Durgun

Seda Durgun
@Ades7
Öğretmen
Lisans
20 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
“Her şeyde hüzün bulursunuz, hüznü katan siz olursanız.”
Sayfa 56·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Su beden için neyse, amaç da zihin için odur”
Sayfa 22·Kitabı okudu

Seda Durgun

, bir kitap okudu
Puan vermedi·258 syf.·
4 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Jack London
8.5/10 · 95,5bin okunma
Üç yıl önceki gizli parti kongresinde Kolağası Mustafa Kemal'in söyledikleri doğru muydu acaba, diye sordu kendi kendine. Cemiyeti idare edenlerin hiç hoşlanmadığı bu asi ve başına buyruk genç subay bir gece oturumunda söz almış ve büyük bir cesaretle, askerle politikanın iç içe girmesi durumuna karşı ağır sözler söylemişti. Ona göre askerlerin, siyasetçi gibi davranması büyük bir tehlikeydi. Hem ordu içindeki nizami bozar hem de idareye zarar verir, devleti zaafa uğratırdı. Bu yüzden cemiyeti idare eden ve Abdülhamid'i devirme gibi muazzam bir başarıya imza atan lider kadrosunun, ordudan istifa etmelerini ve hayatlarına sivil siyasetçiler olarak devam etmelerini teklif ediyordu. Bu sarışın, zayıf subay konustukça lider kadrosunun feci bir şekilde gerildiği, kiminin bıyıklarını burduğu, ayak ayak üstüne atmış olan Enver'in ise çizmeli ayağını gergin bir yay gibi sallamakta olduğu görülüyor, bütün bunlar bir saniyede silahların patlayıverdiği bu ihtilal cemiyetinde herkesin eli tabanca kabzasında tetikte beklemesi sonucunu doğuruyordu. Atıf, çok yakından tanımadığı ama sempati duyduğu Kemal Bey'in, ordu çevrelerinde zaten pek sevilmediğini, yasam biçimi, davranışları ve kimseye boyun eğmeyen "yalnız kurt" tavrından dolayı üç beş yakın arkadaşı hariç, dışlanmaya çalışıldığını biliyordu ama ipler hiçbir zaman o akşamki gibi gerilmemişti. Oysa her cemiyet mensubu gibi o da varlığı rahatsız edici bulunan kişilerin ardından Yakup Cemil gibi "fedailer" gönderildiğini bilirdi. Bu fedailerin elinden kurtuluş pek zordu doğrusu. Canları ceplerinde gezen, her an ölmeye ve öldürmeye hazır, serdengeçti katillerdi bu adamlar ve Mustafa Kemal, gençlikten mi, tecrübesizlikten mi nedir, böyle bir ölümü göze alıyordu.
Sayfa 243·Kitabı okudu
Daha sonra kitaplıktan Mehmet Âkif şiirlerini aldı ve şu dizeleri yüksek sesle okudu: Ortalık şöyle fenâ, böyle karışık işler Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer Baykuş diye bir iki kez tekrarlayarak güldü. Sahiden de baykuşa benziyordu adam. Âkif iyi benzetme yapmıştı. Çoktan beridir vardı benim bir derdim Gideyim zalimi îkaz edeyim isterdim Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid Âl-i Osman' dan bu korkaklık edilmezdi ümid Bu sefer Doktor'un kahkahaları öyle yükseldi ki alt kattaki ev sahibinin uyanacağından korktu. Sahiden iyi yüklenmişti şair. Bundan sonraki mısralar ise ev sahibi duyar vs. demeden karnına sancılar girecek kadar güldürdü Doktor'u. Ah efendim o ne hayvan, o nasıl merkepti! Ah efendim o herif yok mu, kızıl kafirdi Yıkıldın gittin amma ey mülevves devr-i istibdad Bıraktın milletin kalbine çıkmaz bir mülevves yâd Düşürdün milletin en kahraman evladini ye‘se Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek Otuz üç yıl bizi korkuttu “şeriat” diyerek
Sayfa 242·Kitabı okudu