Epikuros der ki; "Acı ne katlanılmazdır, ne de sonsuz; yeter ki onun sınırlarını göz önünde bulundur ve kendi imgeleminle onu artırma." John Berger, Görme Biçimleri'nde şunları söyler: "Nesneler bizim onlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir. İnsanlar da öyle.” Romancı Marcel Proust'un, "Zeki insanların muzdarip olduğu hastalıkların onda dokuzu zekâlarından kaynaklanır" tespitine hak vermemek mümkün mü?
İbn Rüşd deyişiyle," Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur, içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar; zira sahih dönüşümler hep içten gelir."
Shakespeare'in Hamlet'te acılar içerisinde olsa bile var olmanın asıl mesele olduğunu anlattığı satırları, tarih kubbesinde en çok çınlamış sadalardan biridir: "Olmak ya da yok olmak... İşte asıl mesele bu... Acaba zalim feleğin okuna, taşına göğüs germek mi, yoksa bu mihnet deryasına karşı koyarak hepsine son vermek mi daha asil bir hareket olur? Ölmek: Uyumak... Hepsi bu kadar... Ve bir uykuyla bütün kalp ağrılarını, vücudun yakındığı bin bir tabii derdi dindirebilmek... İşte varlığımızın özlediği netice! Ölmek, uyumak, uyumak! Belki bir rüya görmek... Ah, işte güçlük burada! Çünkü ruhumuz bu fani kalıptan sıyrılıp ölüm uykusuna daldığında nasıl bir rüya göreceğimizi kim bilebilir? İşte bizi düşündüren ve uzun ömür felaketine katlandıran bu... Yoksa kim, bir yalın hançerle hayata son vermek varken zamanın darbelerine ve hor görmesine, zalimin zulmüne, mağrurun küstahlığına, reddedilmiş aşkın sızılarına, adaletin sürüncemesine, mevki sahiplerinin hakaretine, liyakat ehlinin liyakatsizler tarafından aşağılanmasına katlanır?"
Prof Dr. Sinan Canan bir konferansında, hafıza türlerinden biri olan duygusal hafızadan bahsederken şunları ifade etmişti: "En kuvvetli hafıza duygusal hafızadır. Bir şeyi severek veya ondan nefret ederek veya ona öfkelenerek kaydettiğimizde en kalıcı kaydetme işlemini yapmış oluruz. Dünyada aslında birçok şeyi duygularla kaydediyoruz. Hiç fark etmesek de davranışlarımızı büyük oranda yönlendiren duygusal hafızadır: Beyin hakkında tek bir cümle söylemem gerekirse, ben şu cümleyi söylerim: Beynin öğrenmesi duygusal bağ kurmasına bağlıdır. Duygusal olarak bağlanamadığımız bir şeyi öğrenemeyiz. Homo Sapiens olarak insanın özelliği budur. Duygular bir yan ürün değildir. Duygular beynin çalışmasının ana temelidir. Duygulara hitap edemezseniz, hafızada her şey bir süre kalır ve sonra uçar."