Zamanın makası, yerle göğü birleştiren milyonlarca ince ipi birden kesiverir ve yağmur diner. Zamanın ateşi bir gece toprağımıza bütün güzelliğiyle inip yollarımızı kesen o bembeyaz işgalciyi kovar ve kar erir. Zamanın neşteri, her odasını bir ameliyathaneye çevirdiği dünyada, yalnız yüzlerimizi değil, asla değişmeyeceğini düşündüğümüz neyimiz varsa değiştirir. Son anda ortaya çıkacak müşteriyi bekleyen bir müzayedeci gibi, tokmağını ve sesini yavaşlatırsa da sonunda "satar" zaman. Zamanı olduğunu düşünen de zamanında aldığını sanan da yanılır.
Gençlik, geleceğin tohumudur. Bu tohumun özüne bakarak yarınımızı keşfetmek müşkil olmayacaktır. Her devrin gençliği, kendi enerjisini harcayabildiği alemde yaşıyor.
Bir insanın idealinin, yani amacının yaşamının henüz ilk aylarında oluştuğu görülür; daha bu aylarda dıştan kaynaklanan duyumları sevinçle ya da hoşnutsuzlukla yanıtlar çocuk, dolayısıyla söz konusu duyumlar böyle bir idealin gelişiminde rol oynar. Daha ilk aylarda, alabildiğine ilkel biçimde de olsa, bir dünya görüşünün ilk izleri kendini açığa vurur.
Ruh, doğa yasası diye bir şey tanımaz; çünkü insanın gözüne kestirdiği amaç durağan değildir, değişebilir her zaman. Ama bir kimse gözüne bir amaç kestirmişse, ruhundaki olaylar ister istemez ortada uyulması gereken bir doğa yasası varmış gibi bir akış izler.