Bu kitaba bir inceleme yazmak, eleştiri yapmak benim harcım değil. Bu kitap zaten başlı başına bir eleştiri, isyan ve direniş.
Nihan Kaya'yı okurken toplumu, aileyi ve kendimi sorgularım. Ben bu konuda ne hissettim, ne düşündüm. Nihan Kaya'yla sohbet ettiğimi hissederim. Sayfalarca not alarak okurum. Ne kadar bilgili olduğunu görürüm, araştırmak için bir liste oluştururum. Benim için ilham kaynağıdır.
Onu anlamaya çalışırım. Onu hissetmeye çalışırım. Çoğunlukla hissettiğimi hissederim.
Bu kitabı yeni mezun bir tıp doktoru olarak okudum. Hassasiyet, sevgi ve bilgi. Bu üçgene inanıyorum. Bir insanı sevmeden dinleyemiyoruz. Dinlemeden anlayamıyoruz. Anlamadan faydalı olamıyoruz.
Kendimi oluştururken bu varolma yolculuğumda iyi ki okudum dediğim bir kitap. Tek tavsiyem hiç Nihan Kaya okumadıysanız öncesinde diğer kitaplarını okumak çok daha iyi anlamanıza ve temellendirmenize yardımcı olacaktır.
Sevgiler.
İçinde hep şu duygu vardı: Sanki gözlerinin önündeki gizemli ortamın içinden bir görüntü geçmiş de, kendisi tam o anda bunu yakalayamamış gibi bir duygu. Bu yüzden, sinemada bazen yaşadığımızdan farklı olmayan, sürekli bir uyarılma halindeydi; tüm filmin yarattığı yanılsamanın yanı sıra, gerçekte gördüğümüz görüntülerin arkasında, her biri ayrı ayrı bakıldığında diğerlerinden oldukça farklı olan sayısız başka görüntünün yanıp söndüğüne dair belirsiz farkındalığı hiçbir zaman tam olarak üzerimizden atamayız.
Basini türünden insanların hiçbir anlamı, değeri yoktur, onlar sadece içi boş bir kılıftan, bir biçimden ibarettir. Gerçek insan, kendi iç dünyasına nüfuz edebilen kişidir, “kozmik” insandır, o büyük, uçsuz bucaksız evren ile bağlantılarını keşfedebilecek kadar kendi iç dünyasına inebilen kişidir. Bu türden insanlar, gözleri kapalı olarak harikalar yaratırlar, evrenin bütün gücünü kullanmayı başarırlar. Çünkü bu güç onların hem içinde hem de dışında mevcuttur. Ama bağlı olduğu ikinci ipi izleyen her kişi, önce birinci ipi koparmak zorundadır.