Ben hiç bu kadar mutlu olmuş muydum? Bilmiyorum.Arabada yanımda oturan, dün başı belada olan, ölümün eşiğindeki o genç adam, şimdi güneşin beyaz ışık sağanağından şaşkın, sevinç içindeydi:Yaşadığı bütün yılları geride bırakmıştı sanki. Onda beni kendisine hayran bırakan şey sadece duyarlı nezaketiydi: Ne zaman araba dik bir yokuştan çıkarken zorlansa, çevik bir hareketle arabayı arkadan itmek için aşağıya atılıyordu.Ne zaman bir çiçek adından bahsedecek ya da yolda gösterecek olsam, hemen onu koparmak için arabadan iniyordu. Dünkü yağmurun çağrısına kanıp yola çıkan, güçlükle ilerleyen küçük bir kaplumbağayı , arkadan gelen arabanın altında kalmasın diye özenle yeşil çayıra bırakıyordu.
"O zaman her etik yargı tamamen anlamsız ,her etik kuralın da hiçe sayılmasının bir mazereti var demek ki. Fransızların dediği gibi "tutku suçu "suç değildir diyorsanız , devlet hukuku ne için var? Hukukta fazla iyi niyete yer yoktur; gerçi siz de iyi niyetlisiniz ," diyerek sözlerine gülümsemeyle devam etti, " o zaman her suçta bir tutku unsuru bulmak, bu tutkuyu da mazeret saymak yeterli ."