Tarımın kapitalizmin mantığıyla uyumlandırılması ve bir kapitalist kar aracına dönüştürülmesi, yaşamın kaynağı olan toprağı öldürüyor. Ve maalesef toprağı öldürmenin ne anlama geldiği pek ilgi ve kaygı konusu yapılmıyor. Herhangi bir
toprakta hangi ürünün yetiştirileceği, iklim ve toprak niteliğinden bağımsız olarak, başka kriterlere göre belirleniyor. O toprak o ürün için uygun mu? sorusu sorulmuyor. Üretim
talep edilene, kolay satılabilene ve devlet tarafından teşvik edilip-desteklenene, karlı olana yöneliyor. Mesela patates yetiştirilmesi gereken yere mısır ekiliyor. Şimdilerde toprakların önemli bir bölümünün biyo-yakıt için tahsis edilmesi tam bir skandaldır. Artık topraklar insanları yaşatmanın değil, sermayenin daha çok kar etmesinin hizmetinde...
Modernleşen toplum değil, devletti, söz konusu olan diktatörlüğün 'modernleşmesiydi'... Gerçek durum böyleydi ama retorik farklıydı ve uzaktan bakıldığında rejime modernlik, çağdaşlık ilericilik görüntüsü veriyordu ... Başka türlü ifade edersek, kapitalist modernizasyonun araçlarıydı.