Afran

Bir kurban gibi hissederiz ama neyin kurbanı? Çok kısıtlı, belki de hiçbir kontrolümüz olmayan koşulların kurbanı. Buna "kader" demeyi tercih ediyoruz ya bu bir kazayı aşağılamak gibi. Sadece başarısız olmakla kalmıyor, utancınızı katlamak için cahil ve hantal bir kaybeden olarak tanımlanıyoruz. Kaderin yüzü yoktur ama çoğu zaman ona bir yüz vermeye çalışıyoruz. Bu saldırıdan kurtulmak ve haysiyetlerini ve öz-saygılarını korumak için, kurbanların kendilerinin suçluları tespit etmesi, parmakla göstermesi ve adlandırması gerekiyor; tabii suçluların da tespit edilebilir, gösterilebilir ve adlandırılabilir bir yüze sahip olması gerekiyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu anda AB Suriyelilere cenneti (Almanyada yaşamı) vaat ediyor ama düzenbazlara para kaptırmaları ve hayatlarını riske etmeleri koşuluyla. Yalnızca yüzde 2 bu çekimden yararlanırken, binlerce kişi boğuluyor. Bu politika öyle sorumsuz ki kurtarma erdeminden çok ihmal yüzünden cinayete ahlaki olarak daha yakın. Çok az kişiye yararken, binlercesini öldürüyor ve milyonlarca kişiyi ise görmezden geliyor.
Politika, "yılanlar kadar bilge olasın", derken, ahlak buna sınırlayıcı bir koşul ekler "ve güvercinler kadar saf." Eğer bu iki öğüt bir buyrukta uzlaşmaz haldeyse, o halde politika ve ahlak çatışma içinde demektir; fakat eğer bu iki niteliğin her zaman bir arada olması gerekiyorsa ki tersi düşünce saçmadır ve ahlakla politika arasındaki çatışmanın nasıl çözüleceği sorusu bir sorun olarak dahi ileri sürülemez.
İnsanlar, içinden geldikleri hominid'lere benzer şekilde avcı ve toplayıcıydı ve bu nedenle göçebeydi; onların çocukları olan Homo Sapiens türü sonraki tarihlerinin büyük bir kısmında göçebe kaldı. Tarihçi William McNeill "atalarımızın, ilk insan olduklarında av peşinde zaten göçebe olduklarını varsaymak makuldür" diyor. 1.5 ila 2 milyon yıl kadar önce Homo adlı cins zaten iki ayağı üzerinde duran Australopithecus'tan meydana geldi. İki tür de doğuştan ve doğası itibariyle göçebeydi.
Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık tedavi değil, semptomdur. Karışmamış bir ulusa dönüş hayali kuran retorik ne derse desin, modern toplumlardaki etnik topluluklar ve gruplar bir arada yaşamaya yazgılıdır.