Peripeteia

Aslı ve sureti
9/10
·168 syf.··
2025 56. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 18:07
Aslı ve sureti Kürk Mantolu Madonna aslında insanın iç dünyası ile dışarıdan görünen hâli arasındaki farkı ne kadar derin olabileceğini gösteren bir roman. Okurken insan, Raif Efendi’nin sessiz ve sıradan bir memur gibi görünmesine rağmen aslında ne kadar zengin bir iç dünyası olduğunu fark ediyor ve bu fark insanı hem hüzünlendiriyor hem de düşündürüyor. Romanın baş karakteri Raif Efendi, sessiz ve sıradan bir memurdur. İş arkadaşları ve ailesi onu zayıf, iradesiz ve duygusuz, adeta bir makine olarak görür. “Sanki cansız bir makine sabahleyin bir takım siparişlerle dışarı bırakılıyor, akşamüzeri kolları dolu bir halde dönüyordu” (s.31). Ancak Raif Efendi’nin iç dünyasını aktaran defter sayesinde, bu karşıtlığı fark ederiz. Defterde, Raif’in güçlü duygulara sahip, sanata değer veren ve sevebilen bir insan olduğunu görürüz. Aslı-sûreti temasında önemli bir karakter olan Maria Puder, önce Raif’in gözünde bir resmin içinde, Kürk Mantolu Madonna portresinde yer alır. Bu resim Maria’nın sûretidir, soğuk, ulaşılmaz ve güçlü bir kadın olarak tasvir edilir. Gerçek hayatta ise Maria hem güçlü hem kırılgan, yalnızlıkla baş etmeye çalışan bir insandır. Raif, önce bu resme aşık olur, Maria'nın yanına oturmasına rağmen onun resimdeki kadın olduğunu fark edemez. Böylece aşk, önce hayal dünyasında imgeleştirilir ve zamanla Maria ile kurduğu ilişki gerçekliğe dönüşür. Romanda iki anlatıcının sesini duyuyoruz.Dış anlatıcı ve Raif Efendi. Dış anlatıcının sesinden Raif’in yüzeydeki sûretini görürüz, defter aracılığıyla ise aslına geçeriz. Bu zıtlıklar romanda mekânlar üzerinden de hissedilir. Dış anlatıcının Ankara’daki kasvetli ortamı, işsizlikle mücadelesi ve sıradan, sıkıcı memur hayatı eserin gerçekçi ve somut dünyasını kurar. Ancak Raif’in defterlerine geçtiğimizde, atmosfer
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·197 syf.··
2025 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 19:01
Eduardo Galeano, Kadınlar adlı kitabında; tarih, siyaset ve sanat dünyasında fark yaratan, direnişçi ve güçlü kadınları anlatır. Tarih boyunca, hem aile hem de toplum hayatında kadınlar hep dezavantajlı bireyler olmuşlardır. Antik Çağ filozofu Aristoteles, kadını tanımlarken “eksik erkek” ifadesini kullanır. Erkeğin gücünün, kadın zayıflığı üzerinden tescillenmesi; yüzyıllardan bu yana süregelen, hastalıklı bir düşünce yapısıdır. Bu anlayış, kadına jestini göstermek için doğurganlığı üzerinden ona kutsiyet atfetmektedir. Oysa kadın, “ana” olduğu için değil; insan olduğu için kıymetlidir. Kitaptan çok hoşuma giden bir alıntıyla yazımı tamamlamak istiyorum: “Her kadın tüm kadınları temsil ediyor. Tüm kadınlar bizi delilikten kurtarıyor.”
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,664 okunma
Tanrısız Din
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 18:37
Alain de Botton’un Ateistler İçin Din kitabının ismine ilk bakışta, dinlere neden inanılmaması gerektiğini açıklayan bir içerikle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Ancak kitap, tahminimin aksine, 2000 yıldır insanların Tanrı ile olan bağlarını neden koparamadıklarını ve bilimin ilerlemesine rağmen inanmaya devam etmelerinin sebeplerini belli başlıklar altında ele alıyor. Yazar, Tanrı’nın “öldürülmesiyle” birlikte modern insanın seküler hayatında oluşan boşluğa dikkat çekiyor. Bu boşluğu anlamak için de günümüze kadar ulaşan kadim dinlerin yapılandırıcı ve kolaylaştırıcı yönlerine odaklanıyor. Ona göre dinler, insanların daha iyi bireyler olmalarına yardımcı olacak çeşitli telkinler, ritüeller ve manevi araçlar sunuyor. Bu ritüeller, insanların manevi gereksinimlerini karşılamada da işlevsel oluyor. Ayrıca sanat ve mimarinin, dinin dili hâline gelerek insanlara anlam arayışlarında yardımcı olduğunu savunuyor. Dini sembollerle süslenmiş yapılar ya da sanatsal imgeler, insanların içsel yolculuklarını besliyor. Alain de Botton, tüm bu unsurların insanları daha şefkatli,ve daha erdemli bireyler olmaya teşvik ettiğini öne sürüyor. Yazar insanların dinden kopsa bile topluluk duygusu ,ahlak ritüel ve aidiyet gibi duygu ve ihtiyaçları besleyecek uygulamaların hayata adapte edilmesi gereğini savunuyor.
Ateistler İçin DinAlain de Botton · Everest Yayınları · 2024333 okunma
10/10
·360 syf.··
2025 17. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2025 00:00
Elena Ferrante’nin yazmış olduğu Napoli Romanları serisi, dört kitaptan oluşuyor. Aynı mahallede yaşayan iki küçük kızın çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerini sade ama derinlikli bir şekilde anlatıyor. Romanda Lina ve Elena’nın (Lenu) dostluğuna tanıklık ediyoruz. Lina; cesur, çok zeki, çabuk öğrenen ve zaman zaman kötücül yönleriyle dikkat çeken bir karakter. Lenu ise çalışkan, kararlı ve daha sakin bir yapıya sahip. Aralarındaki dostluk, zaman zaman zıtlıkları da içinde barındırıyor. Sevgi, kimi zaman kıskançlığa; yakınlık, hasete; iktidar ise boyun eğmeye dönüşüyor. Romanın en etkileyici yanlarından biri, gerçekçiliği. Karakterlerin düşünce dünyaları, çatışmaları ve duygusal gelgitleri öylesine sahici ki, anlatı adeta hayatın içinden bir kesit gibi ilerliyor. Öne çıkan karakterlerden biri de Nino Sarratore. Hem Lina’nın hem de Lenu’nun hayatında önemli bir yere sahip. O “melek yüzün altındaki şeytan”ı gören okurlar, zamanla Nino Sarratore’ye duydukları öfkeyi ifade edebilmek için “Nino Sarratore’den nefret edenler” adında blog bile açmış. Bu durum bana Kurtlar Vadisi’ndeki Çakır karakteri için düzenlenen hayali cenaze törenini hatırlattı. Ferrante’nin romanları sadece iki kadının hayatına odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda İtalya’daki toplumsal dönüşümleri de gözler önüne seriyor. O yıllarda yaşanan yoksulluk, mahalle şiddeti, kadın hareketlerinin başlangıcı, sokak olayları ve dijital çağa geçiş gibi toplumsal değişimlerin izlerini romanda net biçimde görebiliyoruz. Beni en çok etkileyen yönlerden biri ise romanda hiçbir karakterin tek boyutlu olarak sunulmamasıydı. Lina’ya kimi zaman öfkelendim, kimi zaman empati kurmaya çalıştım. Aynı şekilde Lenu’ya da “Artık yeter” demek istediğim anlar oldu. Romanı sürükleyici kılan, yazarın bu gerçekçi ve sade
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20153,516 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2025 15:06
Wilde oldukça ütopik bir perspektifle sosyalizmin sanata ve topluma yansımasını kurguluyor. Sosyalizm, bireycilikten çok toplum adına sorumluluk almak ve ortaklaşacılık olarak tanımlanabilir ama Wilde’ın kitabın girişindeki ilk cümlesi, tam da sosyalizm ilkelerini alaşağı edecek bir paradoksla başlıyor: “Sosyalizmin tesisinden elde edilecek belli başlı kazanç, hiç şüphesiz bunun bizleri pek sıkıcı şeyden başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır ki hali hazırdaki gidişat da bu, hemen hemen herkesin üzerinde bir heyula gibi çöküyor. Hatta hiç kimse için bundan kurtuluş yok gibi bir şey.” Marx ve Engels’in öngördüğü sosyalizm ileri kapitalist toplum aşamasını izlemesi beklenen bir toplum ve hayat tarzıydı. Wilde, gelişkin bir Batı toplumu ve böyle bir toplumda geçerli gelişkin bir bireysellik çerçevesinde bakıyor sosyalizme. Wilde, dünyada herkesin bir sanatçı ve yaratıcı olmasına imkân verecek bir toplumsal sistemin kurulmasından yanadır. Sanatçının daima özgün olmasından ve toplum, kültür, iktidar, siyaset gibi araçlardan tamamen azade düşünerek sanatı sanat için yapması gerektiğini düşünüyor. Wilde, ahlak ve dayanışmayı sisteme havale ediyor. Sistem, sömürü düzenini ortadan kaldırıp insanların hayatlarını zenginleştirmelerine alan açıp eşit imkânlara erişmesini sağlamalı. Böylelikle, bir insanın başka bir insandan üstün olma durumu ortadan kalkınca, merhamet ve acıma duygusuyla hayatta yer edinen “hayır kurumlarının” işlevsiz olacağını savunuyor. Wilde’ın eşitliğe dayalı sistem arzusu ve topluma sanata olan tezahürü ideal görünüyor ancak gümümüze kadar sosyalizm rejimi ile yönetilen ülkelerin algıladığı ve uyguladığı rejim kitabi görünmüyor.
Sosyalizm ve İnsan RuhuOscar Wilde · Metis Yayınları · 20161,731 okunma