Aslı ve sureti
Kürk Mantolu Madonna aslında insanın iç dünyası ile dışarıdan görünen hâli arasındaki farkı ne kadar derin olabileceğini gösteren bir roman. Okurken insan, Raif Efendi’nin sessiz ve sıradan bir memur gibi görünmesine rağmen aslında ne kadar zengin bir iç dünyası olduğunu fark ediyor ve bu fark insanı hem hüzünlendiriyor hem de düşündürüyor.
Romanın baş karakteri Raif Efendi, sessiz ve sıradan bir memurdur. İş arkadaşları ve ailesi onu zayıf, iradesiz ve duygusuz, adeta bir makine olarak görür.
“Sanki cansız bir makine sabahleyin bir takım siparişlerle dışarı bırakılıyor, akşamüzeri kolları dolu bir halde dönüyordu” (s.31). Ancak Raif Efendi’nin iç dünyasını aktaran defter sayesinde, bu karşıtlığı fark ederiz. Defterde, Raif’in güçlü duygulara sahip, sanata değer veren ve sevebilen bir insan olduğunu görürüz.
Aslı-sûreti temasında önemli bir karakter olan Maria Puder, önce Raif’in gözünde bir resmin içinde, Kürk Mantolu Madonna portresinde yer alır. Bu resim Maria’nın sûretidir, soğuk, ulaşılmaz ve güçlü bir kadın olarak tasvir edilir. Gerçek hayatta ise Maria hem güçlü hem kırılgan, yalnızlıkla baş etmeye çalışan bir insandır. Raif, önce bu resme aşık olur, Maria'nın yanına oturmasına rağmen onun resimdeki kadın olduğunu fark edemez. Böylece aşk, önce hayal dünyasında imgeleştirilir ve zamanla Maria ile kurduğu ilişki gerçekliğe dönüşür.
Romanda iki anlatıcının sesini duyuyoruz.Dış anlatıcı ve Raif Efendi. Dış anlatıcının sesinden Raif’in yüzeydeki sûretini görürüz, defter aracılığıyla ise aslına geçeriz. Bu zıtlıklar romanda mekânlar üzerinden de hissedilir. Dış anlatıcının Ankara’daki kasvetli ortamı, işsizlikle mücadelesi ve sıradan, sıkıcı memur hayatı eserin gerçekçi ve somut dünyasını kurar. Ancak Raif’in defterlerine geçtiğimizde, atmosfer