“Kimsesizler Coğrafyası” bende en çok, sessiz anlatımının bıraktığı derin etkiyle kaldı. Anlatımı çok sade olmasına rağmen hissettirdiği duygular oldukça yoğundu. Sayfalar ilerledikçe sadece bir hikâye okumuyor, o enkazın başında bekleyen insanların sessizliğini ve çaresizliğini de hissediyoruz.
Ali’nin yaşadıkları üzerinden sadece depremi değil; göçü, aidiyetsizliği, kaybetmeyi ve insanın içindeki yıkımı da görüyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de buydu. Acıyı bağırarak değil, sakin bir dille anlatıyor ama tam da bu yüzden etkisi daha uzun sürüyor.
İncecik bir kitap olmasına rağmen içinde çok ağır duygular taşıyor. Buna rağmen akıp gidiyor; başladığım gibi bitirdim. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu.