Canetti’nin Körleşme’si, zekasını dünyadan ve gerçeklikten saklanmak için bir kalkan olarak kullanan bir adamın acınası ve kaçınılmaz çöküşüdür. Kien, binlerce kitabın arasına sığınarak dış dünyanın o kaotik yapısından ve kontrol edemediği tutkulardan kaçabileceğini sandı. Oysa zeka ve bilgi, hayattan ve tehlikeden kaçmak için değil; o kaosa hükmetmek, gerçeklikle yüzleşmek ve onu kendi kurallarına göre zapt etmek için vardır. Kendi karanlığıyla ve arzularıyla yüzleşmekten korkup edebiyatın arkasına saklanan herkes, eninde sonunda o sığ kalabalığın içinde körleşmeye mahkumdur. Kusursuz bir psikolojik teşhis.
Erkeklik üzerine yazılmış en sert manifesto. Sadece bir dövüş hikayesi değil, sistemin içinde nasıl kaybolduğumuzu anlatıyor. Arada açıp tokat niyetine okunacak türden bir eser. Muazzam!
Nora'nın hikayesinde kendimi buldum diyebilirim. Hepimiz başka hayatların hayalini kurup duruyoruz ama asıl meselenin "mükemmel hayatı" bulmak değil, yaşadığın hayatı "mükemmel kılmak" olduğunu anladım. Hüzünlü ama sonunda insanın içini ferahlatan, "iyi ki okumuşum" dediğim bir yolculuktu. Seçimlerimiz bizi biz yapar ama onlara hapsolmak zorunda değiliz.
Arkadaşlar;
Bu eser, sadece bir oyunun hikayesi değil; insan zihninin baskı altında nasıl devleşebileceğinin veya nasıl parçalanabileceğinin muazzam bir analizi.
16. YY İstanbul’unda geçen bu roman, sadece bir cinayet gizemi değil; minyatür sanatı üzerinden Doğu ve Batı’nın derin çatışmasını anlatıyor. Sanat, aşk ve felsefenin kanla harmanlandığı büyüleyici bir eser.