Said Nursi ve İslam bağlantısını nedense bir türlü kuramıyorum. Kur'an'ı anlamak için yazmış olduğu (pardon kendisi yazmadım diyor bana yazdırıldı diyor, yani vahiy) kitabı kesinlikle okumamız gerektiği hatta defalarca okumamız gerektiği, tecvid ile okursak sanırsam kısayoldan cennete daha rahat gidileceğinin düşünüldüğü külliyatın yazarı. Ne var mesela bu külliyatının içinde, Hz. Muhammed (sav) mesela namaz kılarken önünden çocuk geçiyor ve Peygamber "Ey Allah'ım o bizim namazımızı kesti sen de onun ayaklarını kes" diye beddua ediyor ve anında da maalesef bir müşriğin çocuğu kötürüm kalıyor. Bu kıssayı okurken hiçbir şekilde alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber nasıl olur da beddua eder diye düşünmeyeceğiz ve beddua etse bile çocuğa neden eder diye de düşünmeyeceğiz, her ne kadar inancımızda çocuklar günahsız desek de Üstad beddua etti diyorsa etmiştir tabii ki, bizim ne haddimize sorgulamak, hem zaten biz insanlar anlayamaz, anlamak için hocaların, mollaların bilgilerine ihtiyacımız vardır(!)
Yukarıda da dediğim gibi sonuçta Said Nursi bu külliyatı yazdığını kabul etmiyor yani yazdırıldı diyor ve yine bu külliyatı içinde de Hz. Ali'nin kendisini yani Risale-i Nur isimli cennet biletinin geleceğini müjdelediğini söylüyor. Çok ilginç gerçekten de ben Kur'an'da Peygamberimiz'in bir insan, bir beşer olduğunu okurken ve ALLAH hariç hiç kimsenin gaybi bilemeyeceğini okurken ama Hz. Ali burada gaybi biliyor ve Risale-i Nur'u müjdeliyor, peki nasıl müjdeliyor o da tabii ki de Lem'alar'ın içinde 18. Lem'a'da mevcut. Hz. Ali'ye Cebrail görünüyor ve haşa ALLAH'tan bir sahife getirmiş ve o sahifeyi de Hz. Ali'nin kucağına bırakıyor. Peygamberimiz'e bile vahiy sözlü olarak inerken ama Hz. Ali'ye sayfa halinde iniyor yani hazır kağıda geçirilmiş ve noktalama