Ahmet Karaağaç

Ahmet Karaağaç
@Ahmet_1453
Okuyup hakikat arayıcısı olmak ruha verilmiş en büyük imtiyazın daima dinamik olan ilk safhasıdır. Öğrenilen her yeni hakikati hayata aksettirmekse vazgeçilmez olan son safhasıdır.
Puan vermedi·208 syf.··
2022 37. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 22:46
Üstadın Maarifimiz için yazdığı bu mükemmel eseri ilk olarak üniversite yıllarımda okumuştum. Muallimlik yıllarında ise okumak bugünlere nasip oldu. Okuduğumuz bu kitap marifin mektebin muallimin, geleceğimiz olan talebenin şu anki durumunu gelecekteki halini üstad çok güzel tetkik etmiş gelecekte nasıl olması gerektiğinin formüllerini zihin süzgecinden geçirerek bizlere bu eserle ulaştırmıştır. Kitapta neredeyse çizilmeyecek yer yok gibiydi. Her sayfası dikkatle özenle okunması gereken mükemmel bir eser olmuş. Kitap yer yer harf inkılabına değinmektedir Üniversitelerimizi lise seviyesine düşürdüğünü anlatmaktadır. Üniversitedeki akademisyenlerin yani ilime ehil olması gerekenlerin olmayışına Üniversitelerin muhtariyet sebebiyle hem ilim üretmeyip hem de hesap vermeyişlerine okullardaki amerikan pragmatizminin bizim ruhumuzun yerini aldığını ruh köklerini kuruttuğuna vurgu yapılmaktadır Kısacası kitap maarifimizin kılavuz kitabıdır. Her öğretmenin başucunda dönüp tekrar tekrar okuyacağı kılavuz kitabı. Hiç olmasa en az senede bir kere okuyup sindirilmesi gereken kitaptır bana göre. Allah’tan bu kitabı bizlere kazandıran üstada rahmet etmesini niyaz ederim
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2016378 okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2022 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2022 10:41
Kitap, Dünya’da batının dışında kalan diğer medeniyetleri tanıtarak başlıyor. Bu medeniyetlerde Batıdan çok çok önce ortaya konulan sanat ve bilimlerine değiniliyor. Özellikle bunlar Çin Hint Japon Afrika Amerika ve İslam medeniyetleridir. Batının hegemonyası altında tek medeniyet benim demesine karşın bu medeniyetlerinde var olduğunu ve insanlığa bir çok katkı sunduğunu gözler önüne sermektedir. Özellikle batının bilimi ele aldıktan sonra bunu tabiata karşı bir egemenlik olarak kullandığını ve diğer medeniyetlere karşı da üstünlük sağlayıp onların beden gücünden bulundukları yerin hammaddelerinden acımasızca yararlandıkları vurgulanmış. Özellikle Afrika ve Amerika’da bunu vahşice gerçekleştirmişlerdir. Örneğin Amerika’daki yerli kavimleri nasıl katlettiklerini soykırıma uğratarak altın gibi yeraltı zenginliklerini Avrupa’ya taşıdıkları anlatılmaktadır. Afrikadaki Yerli halkın köleleştirilmesi yine aynı şekilde hammaddelerinin kullanılması anlatılmış. Burada yaptıkları köleleştirmeyi meşrulaştırmak için önceden Afrika’da da zaten kölelik vardı. derler. Ancak bunun doğru olmadığını Afrika’daki köleliğin savaşta esir alınanların düştüğü durum olduğunu vurgular ve Afrika’da Batılıların yaptığı gibi kendi menfaatleri için çalıştırmak veya insan gücünü karşılamak için insanlar köleleştirilmemiştir. Aynı zamanda İslam’ın bilim adamlarının insanlığa olan katkılarına değinilmiştir. Batılılardaki zihniyetin tersine onlar ürettikleri bu bilimi ortaya koyarken Grek medeniyetinden Fars medeniyetinden etkilendiği yönleri alıp kendi kültürüyle de sentezleyerek insanlığın faydasına olacak yeni bilgileri ürettiğini söyler Kitapla alakalı olarak şunu söylemek isterim ki Kitabın ilk başlarında sıkıldım ama ortalarına doğru kitap hız kazanmaya başladı. Daha ilgi çekici
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,961 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2022 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2022 13:05
Kitap Maziden günümüze olan tahrif edici değişimin mukayesini hikayeleştirerek anlatıyor. Kitap biraz karmaşık ama ara ara verdikleri mesajlar hayati önem taşıyor. Bu vatani kazanmak için savaştığımız harplerin ne için yapıldığına ve hangi ilginç sonuçla karşılaştığımıza değinilmiş. Namaz kılan insanların İslam olduklarını iddia edenlerin İslam’ın hayatlarına yansımadığını hangi İslam? sorusuyla anlattığı bölüm çok hoşuma gitti. Kitabın bir bölümünde de yanlış olan şeylerin normalmiş doğalmış gibi insanların zihnine yerleşmesinden bahsediyor. Bu durum o kadar tehlike arzetmektedir ki insanlar artık yaptıkları işlerin yanlışlığının farkında değillerdir. İnsanlardan bunun yanlış olduğunu söyleyenlere de sanki doğal veya normal bir şeye karşı çıkıyormuş gibi kendilerinden tecrit etmeleri yadırgamaları toplumun ne kadar dejenere olduğunu göstermektedir. Nitekim yanlışlar insanlar için doğru haline geldiyse ve bunu yanlış şey olduğunu söyleyen insanların sayısı azalıyorsa ve bu kişilerde toplumdan tecrit ediliyorsa o toplumun çürüdüğünü yok olmaya yaklaştığını gösterir ve bu doğal görme işinin en büyük sebebi de yakın zamandaki çekilen ızdırapların bir alçı misali üzerinin kapatılmasıdır Geçmişte yaşananların unutulduğunu da kitap bu vesileyle vurgulamaktadır
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
5/10
·335 syf.··
2022 26. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2022 16:23
Müellifin okuduğum ilk eseriydi. 19.yüzyılın yenilik hareketlerine o dönemlerdeki etkin paşaların faaliyetlerine değinilmiştir. O dönemde yapılan yenilik hareketlerinin dönemin zor şartları sebebiyle ne kadar başarılı olmasa da yenilik haraketlerinde büyük bir ilerleyişin simgesi olduğu ve bu ilerleyişe öncülük ettiği açıklanmıştır. Kitaptaki konular çok girift olduğu için kitabın anlaşırlılığını etkilemiştir. Kitapta katılmadığım eksik bulduğum noktalar ise Mustafa Reşid Paşa ve taifesine yapılan batının uşaklığını yaptığına yönelik eleştirlere sadece böyle olmadığını söylemekle yetinmiştir. Böyle olmadığına dair herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Geçiştirmiş izlenimi vermektedir. İkinci olarak da müellif Mithat Paşa’nın Tuna mahallinde yaptığı faaliyetleri baz alarak iyi bir yönetici olduğu iddiasındadır. Bu kadar iyi paşaysa balkanlarda bir çok toprak kaybettiğimiz 93 Harbine sokan kişiydi bu şahıs 93 Harbini nereye koyacağız. İstibdad dönemi adlandırdığınız Abdulhamit’in adı geçtiğinde bu hezimeti ona çok rahat yıkıldığı düşünülünce nasıl bir bağnazlık içerisinde olunduğunu gözlemlemek zor değil. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim müellif Abdulaziz Han’ın ölümüyle ilgili iddialara intihar ettiği yönünde kanaatini belirtmektedir. Bu kısmı da yine savını kanıtlamadan geçiştirmektedir. Tarihten öğrendiğimiz kadarıyla akli bir hastalığı olmayan sağlam bir mümin olan İslam Halifesi Abdulaziz Han’ın dinin kesinlikle nehyettiği intihar faaliyetini yapmayacağı aşikardır. “Abdulaziz Han’ın ölümüyle yapılan tetkikatta her iki bileğinin aynı şiddeti kuvvetle kesildiği ortaya konmuştur. Şayet intihar ettiyse ilk bileğini kestikten sonra kan kaybından mecali azalacağında aynı kuvvette diğer bileğini kesemeyeceği” iddiasına bence müellifin kanaati yetersizdir
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılıİlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 20172,924 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2022 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 07:50
Eser, İkinci Dünya Savaşı ndan sonraki dönemden günümüze küresel emperyalist devlet olan Amerika’nın Osmanlı devletindeki misyonerlik faaliyetlerini devlet arşivlerinden derlenen sağlam kaynaklardan yararlanılarak özet bir şekilde hazırlanmıştır. Kitapta bu vesikaların Osmanlıca aslıda bulunmaktadır.Özellikle bu misyonerlik faaliyetlerinin ülkemizde açılan Amerikan okullarının faaliyeti ile yürütüldüğünü ve Tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla Müslümanlardan üstün hale gelen gayrimüslimlerin hakları bahane edilerek bu okullar açılmış devlettin müsamahası sebebiyle bu çirkin faaliyetleri gizliden gizliye işledikleri aktarılmıştır. Kitap için soyleyecegim şudur ki Kitabın arşivlerdeki belgelerle ilerlemesi çok etkileyici bir durum olmasına karşın kitabın hacminin küçük olması merakları tamamını gidermeye yetmediği için bu durum kitabın noksan tarafıydı. Müellifin belgeleri aktardıktan sonra değerlendirmeleri ise aralara sıkıştırılmış inci tanesi mesabesindedir. Batı uygarlığının milletimize ümmete yürüttüğü misyonerlik faaliyetlerini öğrenmek isteyenler için okunup ders alınacak bir kitap Okuyanlara selam olsun
Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleriİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 201658 okunma
Reklam