"Gerçek zenginlik burada olmaktır." dedim ona.
"Nefes almaktır. Yaşıyor olmaktır. Bu satırları okuyabilmektir. Çünkü bir gün zamanımız tükenecek.
O zaman anlayacağız ki zaman çok kıymetliymiş."
Dostoyevski, idam edilmekten kıl payı kurtulduktan sonra bunu yazdı:
“Hayatıma geriye dönüp baktığımda, acı çektiğim için değil, boşa harcadığım zaman yüzünden acı hissediyorum. Ne kadar umursamazca yaşadığımı, ruhumun sessiz sesini ne kadar sık görmezden geldiğimi, tek bir anın değerini ne kadar nadiren anladığımı görüyorum. Ölüm karşımda durduğunda ancak hayatın sadece var olmaktan ibaret olmadığını, bir mucize olduğunu anladım. Her dakika bir hazine ve her nefeste mutluluk olasılığı var.”
tolstoy, İtiraflarım kitabında; “hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.” diyor. insan her ne kadar kaçıp uzaklaşmak istese de, içinde bir yerde yarına dair bir umut daima vardır ve o umut bu hayatı yaşanır kılar.
Eğer "hayır" diyemiyorsak gerçekten "evet" demenin de mümkün olmadığını fark edecek kadar önemsemek.Çünkü "hayır" demek hiç aklınıza gelmiyorsa "evet" demenin de bir anlamı yoktur.(syf,16)
İnsan bazen kendi içine kapanır. Kimseyi kırmamak için susar, kimseyi kaybetmemek için gülümser. Ama bu gülümsemenin ardında kimsenin göremediği bir fırtına saklıdır. Bir gün o fırtına diner belki, ama geride bıraktığı enkazı toplayacak kimse kalmaz.