Merhaba, yorumunuza ve eleştirinize katılıyorum. Aceleyle yazdığım bir incelemeydi ve kendimi tam olarak ifade edemedim, bu nedenle bir örnek üzerinden ilerleyeceğim.
Mine Söğüt'ün Başkalarının Tanrısı kitabını okuduysanız bu kitapta eleştirdiğim kısım daha anlaşılır olacaktır. Zira Başkalarının Tanrısı kitabında yaratılan karakterler çok uç ve gerçek dışıydı. Öyle ki karakterlerin birbirleriyle olan diyaloglarında kitaptan hayli uzaklaştım. Yazar en sevdiklerimin arasında yer almasına rağmen özellikle diyaloglarda vereceği mesajı "işte mesaj, işte kitap, al oku" tavrıyla okuyucuya iletmiş. Karakterlerin gerçeklikten bu denli uzak oluşu ve diyalogların bilgeç tavrı tüm hikayeyi adeta sabote etmişti ve okumakta çok zorlanmıştım. Elbette Mine Söğüt 'ün tarzı bu, fakat bundan önce okuduğum iki öykü kitabında böyle bir sorunla karşılaşmadım.
Maalesef bu kitap da bende aynı hisleri uyandırdı. Karakterler gerçekçi gelmedi, Ab'ab isimli karakterin hastalığına sebep olan olay sanki "karakter acaba nasıl değişik bir şekilde hasta edilir" sancısıyla yazılmış gibiydi. Bilemiyorum ben çağından ayrıksı olmak için gerçekten de bu kadar kopmaya meyilli eserleri okurken zorlanıyorum. Elbette haklı olduğunuz noktalar da var ve düşündüğümde belki yazarın önerebileceğiniz başka bir kitabıyla tekrar dilini dener, sonrasında bu kitabına yeniden başlarım. Dikkate değer yorumunuz için teşekkür ederim.