Bu şehir kimseyi olduğu gibi kabul etmiyor; ya sertleşeceksin ya da silineceksin. Geç kalanı ezer, yorulanı küçümser, düşeni ise ibret gibi seyreder. İnsan burada acısını bile açıkça yaşayamaz; gülümsemeyi, susmayı, içindeki yangını yüzüne vurmadan yürümeyi öğrenir. Bu düzende kimse yarana bakmaz, yalnızca işe yarayıp yaramadığına bakar. Bir süre sonra şunu anlarsın: Güçlü olmak, canının yanmaması değildir; yıkılacak bir yer bulamadan ayakta kalmak zorunda olmaktır.
Ahmet Erol
İsmimi sahife-i kalbinde nihân yaz aşkım,
Geçmesin ömrüme bir fasl-ı hazân, yaz aşkım.
Rûhuma akşam olan hüznü biraz dindir de gel,
Gam değil, sîneme bir mevsim-i cân yaz aşkım.
Bir gülüşle geceyi nûra kesen sensin yine,
Adını tâli'ime, bahtıma, her ân yaz aşkım.
Geçse de mevsimler içimde tükenmez bu harâr,
Beni bir deftere değil, dil ü cân yaz aşkım.
Ahmet Erol