"Memuriyetten ayrıldığım Ramazan ayı " Kıyamet Aşısı" yazılarını getirmişti. Maddeten büyük bir yokluk içerisinde de olsak, manen, onun tersine, dolu dolu bir zenginliği yaşıyorduysak, mutlu olmamak için bir sebep yok demekti. Evet, mutluyduk. Mutluluğumuz da, görünmemesine karşın, en sağlıklı kaynaktandı. "
"Bayram, iki yüzyıldır İslam dünyası için, içi acılıklarla dolu bir yemiş gibi sunulmakta kader tarafından bize. Ne kadar çelişkili bir psikolojiyi yaşıyoruz bayramlarda. Gereğince üzülemiyoruz, ne de olsa bayramdır diyoruz, gereğince sevinip neşelenemiyoruz, gözlerimizin önünde islam aleminin her tarafındaki trajik levhalar canlanıyor. Filistin'de, Gazze'de esaretin en acı, en hor hakir kılıcı türü altında ezilen müslümanlar geliyor gözümün önüne. Beyrut geliyor, Afganistan'da ön yılı aşan savaş ve savaşın yıkıntıları geliyor aklımıza. Haykırarak ağlamalı mı bayram gününde. Bu da olmaz. Çünkü:bayramın da bir hakkı var üstümüzde. Bayram şekerini zakkum meyvesi yapamazsınız. Gecenin gece, gündüzün gündüz olduğu gibi, bayramın da bayram olması lazım, hiç olmazsa bir nisbet derecesinde. (1990-Diriliş Dergisi) "
"Oruçta bütün bir din tarihini yaşarız biz. İftarın yaklaştığı saatlerde fırından ekmek almaya giden oruçlu, Ashab-ı Kehf'in nice yıllar uyuduktan sonra içlerinden birini ekmek almaya gönderdikleri zamanki ruh hallerini bir parçacık yaşar. Evet, fırın artık o fırın, kent artık o kent değilse de, ramazan günü fırınlardan alınan ekmek yine o "ekmek" tir...."
"Ölüme doğru koştuğu bu son çağlarda İslam toplumu tam ölmemişse ve hala yaşıyorsa, bunu, gelip gelip dirilten ramazanlara borçludur geniş ölçüde.
Ve bir gün tam dirilecekse,bu da, yine bir ramazan'da başlayacaktır, ramazanlarla başlayacaktır. "