"Oruç, bu ümmete bağışlanmış, sağı ölüden, diriyi cansızdan ayıran, fark ettiren kutlu bir nimet ve emanettir. İnanmış adamın ruhunu, karanlık ruhların baskısından kurtarıp onu bir hilal gibi hafifleten, kuşkuyu,kaygıyı, nimete çöken telaş ağırlığını, boğaz sıkan tedirginliği yakan bir ateş emaneti. Ateş gibi gelen bir emanet. Bir emanet ki gelir gelmez, bizi, bizdeki emanetlerin sahibi yapmaya başlar. Evimizi ev yapar, yabancılaşan şehrimizi kendi şehrimiz yapar, uzuvlarımıza göğün mührünü vurur, ruhumuzu kölelikten azat eder. "
"Bazen düşünmüşümdür, acaba ay Peygamberin Miraç yolculuğunda hızla giden Burağın bıraktığı bir iz mıdır göğsümüzde?
Abdest, bir ayın vücudumuzda yüzümüzden aşağıya doğru boşanışı değil mi?
Namazda günde beş kere kapımızı çalan güneştir.
Oruç, içimizde batmayan bir ayın geceden gündüze taşınmasıdır. "