Bu kitap gerçekten beklediğimden çok farklı çıktı.
Mustafa adında sürgün edilmiş bir ermiş var ve doğduğu adaya dönebilmek için Orphalese isimli şehirde 12 yıl boyunca bir gemiyi bekliyor.
Bir sabah gemi geliyor ve Mustafa yola çıkmak için şehrin insanlarına veda ediyor. Şehre geldiği ilk gün ona inanan Almitra adında bir kadın gitmeden önce konuş bizimle ve hakikati anlat diyor.
Çocuklu bir kadın bize çocuklardan bahset!
Ermiş "Sevgi verebilirsiniz onlara ama fikirlerinizi değil. Söz geçirebilirsiniz bedenlerine ama ruhlarına değil. "
Şehrin hakimlerinden biri, suç ve cezadan bahset bize!
Ermiş "Günahkâr da işleyemez günahı, olmadan hepinizin sessiz rızası."
Bir avukat söze girdi, peki ya kanunlar?
Ermiş "Kural koymaktan hoşlanıyorsunuz, fakat kuralları çiğnemekten daha çok hoşlanıyorsunuz."
Yaşlı bir rahip konuştu, bize dinden bahset!
Ermiş "Bu zamana kadar neyden bahsettim ki başka? Bütün ameller ve her şeyin yansıması değil midir din?"
İnsanların sordukları sorulara çok kıymetli cevaplar veriyor bu ermiş, hayata dair birçok konuya değiniyor. Bu alıntılar uzar gider tabi, ben beğendiğim bazı kısımları derleyip kısaltarak yazdım sizin için. Eminim sizler de beğenirsiniz bu kitabı.
ErmişHalil Cibran · Karbon Kitaplar · 201885,2bin okunma
Zengin bir adam konuştu sonra, bize vermekten bahset!
Şöyle cevapladı:
Az verirsin, eğer mülkünden verirsen. Fakat gerçekten vermiş olursun, eğer kendinden verirsen.
Nedir ki zaten mülk, yarın ihtiyacım olur korkusuyla taşıdığın yükten başka?
Ve ihtiyaca duyulan korkunun kendisi bir ihtiyaç değil midir?
Kuyun ağzına kadar doluyken susuz kalmaktan korkmak, iflah olmaz bir susuzluktan başka nedir?
Öyleleri var ki az verirler çoklarından -ve onu da sükse için yaparlar- ve hiçbir kıymeti kalmaz armağanlarının.
Ve öyleleri var ki, hepsini verirler azlarının.
Onlar bu hayattaki inananlar ve gönlü bol olanlardır, sandıklarının hiç boş kalmaması bundandır.