Böylece ilericilik, bizde, kendi kendisine bir şey olmanın değil, kâinat çapında tek oluş İslam'a düşman olmanın ruh haleti şeklinde meydana çıkıyor ve hiçbir fikir çilesine dayanmıyor.
Ondan sonra, hiç değilse, derin ve doğurucu bir milli ıstırap sonunda, bir ruh davranışı peşinden, kendimizi evvela mânâ ve sonra maddede ihya etmek yolunu tutacağımıza, öz iman ve ahlâkımızı karartma ve kısır maddemizi köksüz ve âriyet eşya ile süsleme, bununla gururlanma ve kendimizi Doğudan Batıya sıçrayıp onu fethetmiş birinci millet sayma çığırına girmişizdir.
Batılı, 1918'e kadar elimizden alınmaya değer ne varsa almış, İslam dünyasının bayraktarı olan Türk'ü tasfiye etmek planını 1918'de tam gerçekleştirmiş ve o tarihten sonraki milli şahlanış neticesinde de, bize maddesi değil de sadece manası büyük Anadolu'dan başka bir hak tanımamıştır. Ve biz bu âkıbeti,"yoktan var edilmiş olmak" bilmişizdir.