Suna, Gülağa için yas tutulmasına izin vermedi, çünkü bu kara haber apaçık bir yalandı, Gülağa ölmemişti, Gülağa ölemezdi. Çünkü bu dünyada hiçbir suçu, günahı yoktu, hiçbir kötülük yapmamıştı. Ona neden kurşun isabet etsindi, neden kanı dökülsündü? Suna burada yalnızdı, Suna burada kalmıştı, sağdı, Gülağa orada nasıl ölebilirdi, kurşun Gülağa'yı nasıl vurabilirdi?
Kızlar bu defa merak ve aynı zamanda hürmet dolu gözleriyle Suna'ya bakarlardı. Çünkü mutluluk hakkında, saadet hakkında çok şey okumuşlar, çok şey dinlemişlerdi, ama mutluluğu, saadeti böyle yüz yüze, göz göze görmemişlerdi.
O kış günü, -1943 yılı Ocak ayının sonlarıydı sanki kış değil de yağmurlu rüzgârlı bir güz günüydü. Rüzgâr, yağmuru yolumuzun duvarlarına çarpıyordu; sadece bizim yolun, sadece bizim sokağın değil, bütün dünyanın üşüdüğünden, bütün dünyanın ıslaklığından, hararetsizliğinden söz ediyor gibiydi.