İnsanın kendisini tanıması yetmez, başkalarına
da tanıtması gerek.Bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını,
heyecanlarını bilmemiz lâzım hiç değilse. Hayatın maddî
olaylarıyla ancak kronoloji yapılabilir.
Çocukluğumun ilk yıllarında annem ve babam, ilkokulda öğretmenim
olan rahibeler, yaşadığımız yerdeki tepelerin ötesindeki manastırdaki Fransisken rahipler dünyayı
Tanrı’nın yarattığını ve hiçlikten yarattığını söylemişlerdi bana. İşte bu yüzden dünya vardı. İşte bu
yüzden ben vardım. Tanrı’nın kendisinin neden var olduğuna gelince, işte burası biraz belirsiz
kalmıştı. Tanrı, sonlu bir dünya yaratmış olmasına rağmen ebedîydi. Ayrıca her şeye kadirdi ve başka
bütün mükemmel yönlere sonsuz derecede sahipti. Belki de bu yüzden, kendi varlığı için bir
açıklamaya gereksinimi yoktu. Her şeye kadir olduğundan, kendi kendine varlık buldurmuş olabilirdi.
Latince tabirle söylersek, O kendi kendisinin nedeniydi.