İnsan ruhunda parlak bir ateş yanıyor fakat hiç kimse o ateş ile ısınmak istemiyor. Yanından geçenler sadece bacadan çıkan dumanı fark ederler ve kendi yollarına devam ederler.
Sonra dostluk ve güçlü, ciddi bağlılık ile karşılaştığında insanın içinde bir boşluk oluyor; gücünü yiyip bitiren bir hayal kırıklığı hiss ediyorsun. Sanki kader içindeki sevme hevesine karşı yenilmez bir engel koymuş ve tüm zerreni nefret kaplamış.
Geçmişi ve nerdeyse yenilmez zorlukları olacak geleceğimi düşündüğümde, sevmediğim ya da yapmak istemediğim, ruhumda, daha doğrusu kendi içimde yapmaktan kaçındığım ağır işleri düşündüğümde, beni inceleyen bakışları düşündüğümde, eğer başarısız olursam suçun kimde olduğunu bildiklerinden bana suçun nerde demeyecekler. Ancak doğru ve erdemli olan her konuda eğitimli oldukları için bana tüm gerçeklikleriyle şunu söyleyecekler: "Sana yardım ettik, ışık olduk; senin için yapabildiğimiz her şeyi yaptık. Tüm gücünle çalışıyordun. Emeklerimizin meyveleri ve mükafatları nerede?"