Bağırıp çağıramadığın,istediğin gibi okutup yönlendiremediğin,aşısına karışamadığın ama devletin ya da sokak kültürünün bunları yönlendirebildiği,belli bir yaştan sonra ebeveyn olarak müdahale etme hakkının bulunmadığı bir anlayış ciddi şekilde dünya politikası haline gelmiştir.
Yaratmadığımız,yaratılışında irademizin bulunmadığı,sürecini bizim yönlendirmediğimiz ve yalnızca doğunca kundaklayıp aşı yaptırmaya götürdüğümüz çocuklar bizim olamaz.Biz bizim değiliz ki bizden doğan çocuklar bizim olabilsin.Ruhum,hayatım,rızkım kendi elimde değil ki birinin ruhunu,hayatını,rızkını garanti altına alabileyim.
Geleceklerine dair bilgimizin bulunmadığı çocuklarımız asla bizim değildir.Allah'ındırlar.Biz ise emanetçileriyiz.Çocuklarımızın erkek veya kız,sarışın veya esmer,zeki veya zekasının geri olması asla bizim elimizde olmadı,hiçbir şekilde de onların geleceğine ait herhangi bir konuyu belirleyemeyeceğiz.Okul okutmak,daire almak,iş imkanı hazırlamak bir gelecek değildir;geleceklerinin içinde"HİÇ" mesabesinde basit bölümlerdir bunlar.
Allah'ın bildiği ama bizim asla bilmediğimiz,sadece etrafında milyonlarca hayalle döndüğümüz gayba ait en büyük gerçeklerden biri de çocuklarla alakalı hayallerimizdir.Peygamberler bile çocuklarının geleceğini bilememişlerdir.Onlar da planlarının ne olacağını bilmeden yol kat etmişlerdir.Kulluk kalitesinin ilk beş isminden biri olan Nuh aleyhisselam bu şekilde bir hayat yaşadı.