Her yol ayrımında, önümdeki en makul seçenek, hep bana, yaptığımı yapmaya devam etmek olarak göründü: aramak. Evet, sadece aramak. Her hâl u kârda, hem de ne pahasına olursa olsun aramaya devam etmek. Aramak, aradığımı bulmak anlamına gelmedi hiç. Gün oldu, ne aradığımdan emin olamadım. Gün oldu, doğru yerde arayıp arama dığımdan kuşkuya düştüm. Gün oldu, bulduğumun, bulduklanmın gerçekten de aradığım şey olup olmadığına bir türlü karar vereme dim. Yakîn sahibi olmaya çalıştıkça, yakîn'in yakınına geldikçe, yakî- nim olandan uzaklaştım. Yaklaşan ben oldum; uzaklaşansa o! Kim- bilir, belki de o yakınlaştığında, ben onun yanından uzaklaştım da bilemedim.Hasılı bazen terkettim, bazen terkolundum. Lâkin hep aradım; inadına aramaya devam ettim. Buldukça, bulduğumu zannettikçe, hep daha ilerisine geçmek için yürümeye devam ettim. Aradıkça bulacağımı değil, olacağımı düşünüp müteselli olmaktan geri kal madım. Ne buldum, ne oldum ve fakat bulmaktan da, olmaktan da vazgeçmedim.