Bektaş

Bektaş
bektasakblue
İstanbul
8 Nisan 1999
78 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Tüm Müslümanlar "İslam'ın programları ve projelerinin zorunlu askerleridir." diyordu. Bu şeriat ve İslami sosyal düzen anlayışını oldukça korkutucu buldum ve büyük kaygıya kapıldım.
Sayfa 244 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam
"Şeriat ve kadınların taktığı peçe, İslam'ın en saf sembolleri haline geldi. Bildiğimiz gibi, sembollere saygı, insanları düşünmekten alıkoyuyor." Bir anlığına düşündü; "ABD gibi ülkelerde irrasyonel biçimde yükselen bayrağa saygıya benziyor. Müslümanlar kendisini önce sömürgecilik, sonra da Batı sekülarizminin ideolojik saldırısı ve tehdidi altında hissettikçe, dinleriyle ilişkilendirdikleri belli sembollere düşünmeden saygı göstermeye başlıyorlar. Bunların tamamı toptancı İslam anlayışına dayanıyor."
Sayfa 243 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
"Çünkü şeriatta reform yapma çağrısı, İslam'a saldırı olarak görülüyor" cevabını verdi Esma. "Mollalar dini şeriata denk göstermekte hayli ustaydılar. Şeriatı 'din'le aynı şeymiş gibi göstermek yoluyla, şeriatta reform yapma çabasını dini değiştirme girişimi olarak sunmaktaydılar. Şeriatı değiştirme çabasının gayri İslami, hatta İslam karşıtı olduğu gerekçesiyle kıyameti koparacak kadar güçlü din adamları ve tefsir topluluğuna da karşı çıkmak zorundasınız. Çünkü bu yolla dini bilgi üzerindeki tekellerini sürdürmeye devam ediyorlar. Bu da, ruhban sınıfı biçiminde herhangi bir profesyonel dini bilgi yorumcuları sınıfını kabul etmeyen bir dinin mensupları için gerçekten ironidir."
Sayfa 242 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Sözlerine "Gerçekten utanç verici" diye başladı Esma; "İslam hukuku olarak kabul edilen şey, İslam'ın kendi kitabının genel ilkelerini ve hatta özel esaslarını yansıtma görevini bile tam olarak yerine getirmiyor." Sonra bana şeriatın Abbasiler döneminde (749-1258), cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı ile ün kazanmış bir devirde, tamamı erkek fıkıhçılar tarafından formüle edildiğini açıkladı. Erkeklerin bu önyargısı, şeriatın kadınlar ve erkeklere eşit muamele etmemesinde, özellikle de ceza hukukunda adalete riayet edilmemesinde açıkça görülmekteydi. Bunun açık örneği, "iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine eşit" sayılmasında görünüyordu. "İki kadının şahitliğini bir erkeğin şahitliğine eşit görmek" dedi Esma, "doğal olarak kadınların erkeğin yarısı kadar görülmesine yol açmaktadır."
Sayfa 241 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Arkadaşım Esma Barlas'a "Şeriatın kadınlarla derdi nedir?" diye sordum. Esma, Pakistan Dışişleri Bakanlığında görev alan ilk kadınlardan birisiydi. Bu zarif diplomatın umut vaat eden kariyeri, Devlet Başkanı Ziyaülhak tarafından, Esma'nın askeri rejim hakkındaki eleştirileri yüzünden kesilmiş ve işten atılmıştı.
Sayfa 241 - Mahya Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam